tavşan yetiştiriciliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavşan yetiştiriciliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2011

Ankara Tavşanı Yetiştiriciliği

Ankara tavşanının yetiştirilmesinin ilk amacı yün üretimidir. Kökeni Türkiye-Ankara olmasına karşın Türkiye’de nesli tükenmiştir. Ankara Tavşanı yetiştiriciliği konusunda üreticilerden gelen yoğun talep, bu hayvanın gen kaynağı olarak üretimini ve yetiştiriciliğinin ülke bazında sağlanmasını gerektirmiştir. Türkiye’de tekstil endüstrisinde kullanılan Ankara tavşanı yünü dış alımla karşılanmaktadır. Son yıllarda yurt dışından ithal olarak getirilen hayvanlarla üretimine tekrar başlanmıştır. Buna karşın dünyada Ankara tavşanı yetiştiriciliği uzun yıllardır yaygın olarak yapılmaktadır. Ankara tavşanı İngiliz denizcileri tarafından 1723 yılında Anadolu’da Fransa ve İngiltere’ye götürülmüştür. Almanya’da ise ilk olarak 1777 yılında Ankara Tavşanı yetiştirilmeye başlanmıştır. Günümüzde Çin, Fransa, Macaristan, Çekoslovakya, Arjantin, Şili, Almanya, Brezilya tavşan yünü üreten başlıca ülkelerdir. Tavşan yününü işleyen en önemli ülkeler ise İtalya, Japonya, Almanya, Fransa, Hindistan ve Şili’dir. Dünya’da Ankara tavşanı yünü üretiminin 8000-12000 ton arasında olduğu tahmin edilmektedir. Ham angora yününün asıl kaynağı dünya üretiminin %90’ının yapıldığı Çin’dir. Angora yününün fiyatı tüyün uzunluğuna, inceliğine, yumuşaklığına, temizliğine göre değişmektedir. Moda da, fiyatta dalgalanmalara yol açmaktadır.

Tekstil sanayinde Ankara tavşanından elde edilen yüne “Angora Yünü” adı verilmektedir. Esnekliğinin artması, uçuşmasının önlenmesi ve üretim masraflarının azalması için diğer yünlerle özellikle koyun yünüyle karıştırılarak değerlendirilmektedir. Hafif, ince, izolasyon yeteneği çok iyi olan angora yününden eldiven, şapka, kazak, kumaş, battaniye vb. ürünler yapılmaktadır. Angora yününde kıl uzunluğu 10-15 cm., inceliği dişide 12 cm, erkekte 11 cm civarındadır. Kir ve yağlardan arındırıldıktan sonra % 6 oranında kayıp verir. Koyunda bu kayıp % 50’dir.

Ankara tavşanında boyun kısa, baş yuvarlak ve orta büyüklüktedir. Kulakları dik, iki yana açık ve uçlarında birer püskülü vardır. Kulakların iç yüzleri ince, kısa ve seyrek tüylerle örtülüdür. Kulağın dış yüzü ipeksi, ince uzun tüylerle kaplıdır. Beyaz tavşanlarda gözler kırmızıdır. Ayaklar ince uzundur ve uzun tüylerle kaplıdır. Kemikler ince ve sağlamdır. Ortalama canlı ağırlıkları 3,5-4 kg’ dır. Ergin canlı ağırlık dişilerde erkeklerden daha fazladır. Bu hayvanlar 3-4 aylıkken cinsel olgunluğa gelirler. Fakat çiftleştirme için en uygun yaş 7-8 aylık.yaştır. Bir batında 5-6 adet yavru doğuran Ankara tavşanlarında sütten kesim çağındaki kalan canlı yavru sayısı ortalama 3’tür. Yavrular 6 haftalık yaşta sütten kesilirler. Ankara tavşanlarının ekonomik ömürleri 4 yıldır.

Ankara tavşanının İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Tanghang gibi çeşitli tipleri vardır. Ayrıca 12 değişik rengi mevcuttur. Fakat en çok tercih edileni albino olan beyaz Ankara tavşanıdır. Ankara Tavşanı diğer tavşan türleriyle karşılaştırıldığında daha fazla ilgiye ihtiyaç duymaktadırlar. Yün üretimi bu nedenle iş gücünün düşük olduğu ülkelerde gelişmiştir.

Tavşanlar cinsel olgunluğa geldiklerinde bireysel kafeslere alınmalıdır. Boyutu küçük olan kafeslerde hayvan bacaklarını uzatacak yer bulamadığından sürekli arka ayakları üzerinde aynı pozisyonda oturur ve bu durumda ayak tabanı yaraları oluşur. Küçük kafeslerde yünlerde keçeleşme de artar. Kafes boyutlarının 70-90 x 60 x 45 cm olması uygundur. Tabanda yataklık kullanılmıyorsa taban yaralanmalarını önlemek için kenarları yuvarlatılmış ahşap ızgara kullanılmalıdır. Optimum ızgara genişliği 25-30 mm, ızgara aralığı 10-12 mm dır. Hayvan yününün temiz kalması için kafes tabanı idrar ve dışkının çabuk uzaklaşmasına olanak sağlayacak şekilde düzenlenmelidir. Kafese takılarak biriken tüyler alev makinesiyle yakılarak temizlenebilir. Ancak ısının etkisiyle telin galvanizi bozularak pürüzler oluşur. Ankara tavşanlarının bulunduğu ortamın sıcaklığı 15-20 0C olmalıdır. Sıcaklığın 30 0C’nin üzerine çıkması durumunda yün miktarı ve kalitesi düşer.

Bir tavşan günde ortalama 170 g yem tüketir. Angora kılındaki keratin kükürtlü amino asitlerce zengindir. Bu nedenle Ankara tavşanı rasyonlarındaki kükürtlü amino asit miktarı yüksek olmalıdır. Yemde % 16-17 ham protein, %16,5 ham selüloz, % 2-3 ham yağ, 2750 kcal/kg sindirilebilir enerji bulunmalıdır. Kükürtlü amino asit miktarının ise % 0,7-0,8 düzeyinde olması istenir.

Ankara tavşanları üreme kapasiteleri yönünden değil, yün kabiliyeti yönünden ıslah edildiklerinden damızlık ve laktasyon kondisyonları diğer tavşanlara göre zayıftır. Ankara tavşanlarında elde çiftleştirme metodu uygulanır ve üreme verimi diğer tavşan ırklarından %50 oranında daha düşüktür. Uzun olan yün dişide embriyonik ölümlerde artmaya, yem tüketimi ve laktasyonda azalmaya; erkekte cinsel aktivitede azalmaya ve spermatozoit dertormasyonlara neden olur. Tavşanlarda ovulasyon uyarılma yoluyla olduğu için dişiler kırkım gününde çiftleştirildiklerinde gebe kalma oranı yükselir ve embriyonik mortalite oranı düşer. Yazın fertilite, sperma volümü ve motolitesi düşmektedir. Üreme gücünün artması için hayvana hormon verilmesi (HCG,PMSG) ve suni tohumlama uygulaması yapılabilir. Ayrıca çok sıcak yaz günlerinde çiftleşmeye bir süre ara verilebilir. Üç yaşından sonra yün üretimi ve üreme yeteneği hızla azalmaya başlamaktadır. Yün üretim miktarı ile üreme performansı arasında ters ilişki vardır.

Ankara tavşanları ilk olarak 2 aylık yaşta kırkılmaya başlanır. Sonra her 3 ayda bir kırkılarak, yıllık 4 kırkım sonucu bir hayvandan 800-900 g kadar yün elde edilir. Yün verimim üzerine çok sayıda çevresel faktörün etkisi vardır. Bunlar cinsiyet, yaş, canlı ağırlık, mevsim, gebelik durumu ve kırkım aralığı gibi faktörlerdir. Dişilerde yün verimim erkeklere oranla %15-20 daha fazladır. Gebelik ve laktasyon yün verimini 1/3 oranında azaltır. Kast re edilen erkeklerde ise yün verimi %15-20 oranında artmakta, yem tüketimi azalmakta, hayvan sessiz, sakin bir hal almaktadır. Bu da grup halinde barındırılmasını mümkün kılmaktadır.

En kaliteli kıllar 3’üncü kırkımda, hayvan 9 aylık yaşta iken elde edilir. Dişilerin mümkün olduğunca uzun süre üretimde kullanılması ve döl verimlerinin mümkün olduğunca azaltılması gerekir. Ebeveyn erkek tavşanların sayısı toplam hayvan sayısının %5’i kadar olmalıdır. Yaz mevsiminde, sonbahar ve kışa göre daha az yün elde edilir. Alışkın biri tarafından yarım saatte bir tavşan kırkılabilir. Yün makas, elektrikli - el kırkım aleti veya yolma yöntemiyle elde edilir. Hayvana az stres vermesi, soğuğa karşı daha iyi koruma sağlaması, daha az emek ve zaman harcanması, daha fazla yün elde edilebilmesi nedeniyle kırkım aletleri daha çok tercih edilmektedir. Makasla yapılan kırkımın dezavantajı kırkımda çok zaman harcanması ve kırpık yün oranının artmasıdır. Yolma yönteminde hayvan çıplak kalacağından soğuğa direnci azalacaktır. Kırkım aletiyle yapılan kırkımda deri üzerinde 3-5 mm uzunluğunda kıl bırakılabilmektedir. Ayrıca bazı ülkelerde yolma yöntemi hayvan refahı açısından yasaklanmıştır. Son yıllarda tüy dökücü ilaçlar yolma yöntemi yerine kullanılmaktadır. Bu metotta tüy dökücü ilaç doğal bitki ekstraktı olup (logodendron) yem katkı maddesi şeklinde hayvana verilmektedir. Elde edilen yün kalitesine göre gruplandırıldıktan sonra güveye karşı korunarak depolanmalıdır. Uzunluk, incelik, temizlik, yumuşaklık, keçeleşme durumu yünün kalitesini belirleyen unsurlardır.

Kırkım, tavşanların soğuğa karşı korunmalarını ve kırkımdan 5-6 hafta sonra ise yünün uzaması fazla metabolik ısının atılmasını önler. Kırkımdan sonraki dönemde ortam sıcaklığı 20 0C’nin altında ise bir şok dönemi ve daha sonra yem tüketiminde ani bir yükselme olur. Bu durum metabolizmayı zorlar ve kan dolaşımı bozukluklarına neden olur. Bazı kronik hastalıklar akut hale gelerek ölümler ortaya çıkar. Ankara tavşanında görülen ölümlerin %50 ve daha fazlası kırkımdan sonraki ilk haftada ortaya çıkar. Bu nedenle kışların özellikle çok şiddetli olduğu bölgelerde kırkımların soğuk aylara gelmeyecek şekilde program yapılması uygundur. Yine Ankara tavşanlarında midede tüy topaklanmasından (Trichobezoar) kaynaklanan mide rahatsızlıkları çok yaygındır. Hayvan kendi tüylerini yutarak tüy topaklanmasına neden olur. Bu hayvanlar yeterince yem tüketemediklerinden vücut ısılarını koruyamazlar. Ayrıca bu topaklar mideyi tıkayarak genellikle hayvanın ölümüne yol açarlar. Tüy topaklanmasının önlenmesi için hayvanların haftada bir kez aç bırakılarak sadece kuru ot ve su ile beslenmesi önerilmektedir. Ayrıca ananas suyu ve papaya hapının da tüy topaklanmasına karşı iyi geldiği bildirilmektedir.


Kaynak: Tarım Bakanlığı Yayınları

Kürk Hayvancılığı

Kürk hayvanı üretimi, kürk elde etmek amacıyla yapılan bir hayvancılık dalıdır. Doğal dengeyi bozuyor gibi görünen bu hayvancılık dalı, doğal dengenin, özellikle doğal hayvan populasyonunun korunmasında önemli bir fonksiyon üstlenmektedir. Kürk giyme veya kullanma isteklerinin önlenememesi nedeniyle artan talebe cevap verebilmek için, avlanarak elde edilen postlardan kürk yapılmaktadır. Kürk yapımında, kurşun deliği olan postlar kalitesiz olduğundan , avlanma yönteminde tuzak veya ilaç kullanımı önerilmektedir. Bilindiği gibi doğada bu yöntemle , kürk hayvanı dışındaki hayvanlar da aynı derecede yakalanma şansına sahiptirler. Bu olay da, hem doğadaki hayvanların doğal dengesi bozulmakta, hem de doğada bulunan yemlerle dengesiz beslenen hayvanlardan elde edilen postlardan yapılan kalitesiz kürkler piyasaya sürülmektedir.

Et elde etmek amacıyla yapılan hayvancılık gibi, kürk elde etmek amacıyla , hayvanı dengeli besleyerek , uygun barınaklarda , kontrollü ve talebe göre sınırlı düzeyde yapılan kürk hayvancılığı ;kürk hayvanını ve doğal dengeyi korumak, çevre kirliliğini önlemek, kaliteli ürün pazarlamayı teşvik etmek bakımından geliştirilmesi gereken bir hayvancılık dalıdır. Bu görüşle; ülke ekonomisi, iklim ve doğal koşullar ile arz-talep durumu dikkate alınarak, kürk hayvanı üretiminde; şinşilla, tavşan, mink, tilki ve Karagül koyunu üretimi esas alınmıştır.

2.YAKIN GEÇMİŞTEKİ GELİŞMELER VE MEVCUT DURUM

2.1. Üretim

2.1.1 Üretim

Şinşilla

Dünyada en kaliteli kürk elde edilen posta sahip olan, güney Amerika menşeli şinşillanın Türkiye’de üretimi 8-10 yıl gibi oldukça yenidir. Almanya ve Fransa’dan, Batı ve Orta Anadolu’ya getirilen ve oradan da ülkemizin değişik yörelerine yayılan bu hayvanın üretimi, daha ziyade sözleşmeli yetiştiricilik şeklinde yapılmaktadır. Günümüzde, Or-Köy’ün uygulama projeleri de dahil olmak üzere orman köylerinde, toprağa bağlı olmadan, şinşilla yetiştiriciliği yapan 500 kadar işletme vardır.

Şinşilla, gebelik süresi 111-128 gün olan, yılda iki kez doğum yapan ve her bir doğumda ortalama 3-4 yavru veren kemirgen bir hayvandır.

Şinşilla yetiştiriciliği, Türkiye2nin her bölgesinde, aile işletmeleri ve bunların bağlı oldukları distribütör şirketler ve kişiler tarafından yapılmaktadır. 4 dişi ve 1 erkek şinşilladan oluşan bir aile, 45x170 cm ( 7 650 ) cm2 ) alan ile 45 cm yüksekliği olan özel bölmeli kafeslerde yetiştirilmektedir. Şinşillanın ilk damızlıkta kullanılma yaşı 8-9 ay olup, damızlıkta kalma süresi 10-15 yıldır.

Tavşan

Daha çok deney hayvanı olarak ve eti için yetiştirilen tavşan; genel olarak çabuk büyüyen, hızlı üreyen ve insanlar tarafından tüketilmeyen bikisel artıkları, kaliteli beyaz ete dönüştüren bir hayvandır. Ayrıca bakımının kolay olması, küçük alanlarda yoğun olarak üretilmesi, her yaştan işgücünün değerlendirilebildiği bir hayvancılık kolu olması, üretimin entansif koşullarda yapılabilmesinin yanında aile işletmeciliğine de çok uygun olması gibi nedenlerle son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde tavşan üretim çalışmaları yoğunluk kazanmıştır.

Genellikle her ırk tavşanın etinden ve postundan yararlanıldığı halde, kürk yapımı için en kaliteli post Rex ve Saten tavşanlarından elde edilmektedir. Post amaçlı yetiştirilen tavşanlar en az 6-8 aylık yaşta kesilmekte, yününden yararlanılan Ankara ( Angora ) tavşanından yılda 1 kg yün elde edilmektedir. Dünya piyasalarında çok aranılan Angora yünü; ince, yumuşak, hafif, ısı tutma kapasitesi koyun yününün 2 katı olan bir yündür.

Kapalı, iyi yalıtılmış, yeterli büyüklükte, hava akımı olmayan , aydınlık, iyi havalandırılabilen kümeslerde tavşan yetiştiriciliği, Türkiye’de, bütün kürk hayvanlarında olduğu gibi çok sıcak bölgelerin dışında tüm bölgelerde yapılabilir. Günümüzde, özellikle Beyaz Yeni Zelanda tavşanı, et ve deney amaçlı yetiştirilmektedir.

Ankara tavşanının yünü, Türkiye’ye, dünya tavşan yünü üretimdeki payı % 90 olan Çin’den getirilmektedir. Almanya ve Fransa’da, özellikle damızlık tavşan üretimi yapılmaktadır. Ankara tavşanının yıllık yün verimi, yapılan ıslah çalışmaları sonucunda ortalama 1 kg’a yükselmiştir. Yün verimi dişilerde 800-1750 g, erkeklerde 600-1450 g arası değişmektedir.

Mink

Mink, kesim hane ve kuluçkahane artıklarını değerlendirebilen bir hayvan olup; et, yumurta, balık, sakatat vb.. nine mikserden geçirildikten sonra hazırlanan yem karmaları ile beslenirler. Yem karmalarına giren taze yem hammaddelerinin çeşidi ve biçimi ile hammaddelere ve yem karmalarına uygulanan depolama vb. işlemler yönünden diğer hayvanlardan farklılık gösterir.

Mink, genel olarak soğuk iklim hayvanı olup, vücut uzunluğu 50 cm, kuyruk uzunluğu 15 cm’dir. Dişi mink ortalama 1.5 kg, erkek mink 2.5 kg ağırlığındadır. Yılda bir doğum yapar ve bir doğumda ortalama 5-6 yavru verir. Şubatın son haftası ile mart ayının ilk haftası içerisinde kızgınlık gösterir. Dört dişi için bir erkek yeterlidir. Gebelik süresi 36-72 gün arasında değişir. Postu 9-10 aylık yaşta alınır. Damızlıkta tutulma süresi 4-5 yıldır.

Mink eti, rende ring sisteminde et-kemik unu haline getirilip diğer hayvanların yemlerine karıştırılmakta, deri işleme esnasında çıkan mink yağları, rafine edilerek kozmetik sanayinde hammadde olarak kullanılmaktadır.

Mink postu üretiminde Danimarka dünyada birinci sırada yer alır. Bunda; kürk işleme tekniğinin gelişmiş olması, pazarlama olanaklarının çok iyi olması, nakliyenin yok denecek kadar az olması, yem yem hammaddelerinin kolay temin edilmesi ve depolama olanaklarının iyi olması, Avrupa’nın bir çok yerinde kurulan kürk borsaları ve fuarlarına katılmaları, bu işle uğraşanların zaman zaman bir araya gelip sorunlarını birlikte tartışmaları, önemli rol oynamaktadır.

Tilki

Tilki, her türlü kesim hane ve kuluçkahane artıklarını ve minkin tüketemediği kurumuş artık yemleri bile iyi değerlendirmesi nedeniyle, mink yetiştiren işletmelere yakın yerlerde yetiştirilmesi daha ekonomik olan bir hayvandır.

Tilki, her iklim kuşağında yaşayabilir. Genel olarak yavru verimi yüksek, yavrunun sütten kesim ağırlığı fazladır. Hızlı ve devamlı büyüyen bir hayvan olup, genellikle boyu 75-100 cm. kuyruk uzunluğu 30-40 cm’dir. Çok çeşitli renk ve varyeteleri vardır.

Tilki yılda bir doğum yapar. Mavi tikinin üreme dönemi, ocak ayının ortalarından nisan ayının başına kadar ki dönem olup, gümüşi tilkinin ise, Şubatın 2. haftasıdır. Tilkinin cinsel olgunluk yaşı 10 ay, gebelik süresi 52 gündür. Doğum, Nisan-Mayıs aylarına rastlar. Bir doğumda gümüşü tilki ortalama 4-5, mavi tilki 7-10 yavru verir. Eylül ayına kadar, yavrular anayla birlikte kalırlar. 8 haftalık yavru, eğer 1.8 kg ise sütten kesilip ayrı kafese alınır. Kızgınlık dönemi Ocak-Nisan arasıdır ve bu dönemde bir erkek bir dişi, aynı kafese konur. Hayvan 7 aylık olunca, gelişmiş tilki ağırlığına ulaşır ve 9-10 aylık çağda (Kasım-Aralık ayları) postu alınır. Tilki 9-10 yıl döl verir. Haziranın ilk günlerinden Ağustosa kadar tüy döker.

Ülkemizde tilki yetiştiriciliği çok az düzeyde olup, pazara intikal eden tilki postları, genellikle Doğu Anadolu bölgesinde yabani halde yaşayan av hayvanlarından elde edilmektedir. Bu postların kaliteli olanları yurt dışına satılmakta, diğerleri ise ülke içerisinde kürk imal edilerek pazarlamaktadır. Ülkemizde av hayvanı olan tilkiden elde edilen postun sayısı kesin olarak bilinmemekle beraber, doğadaki tilki sayısının yıldan yıla azaldığı, hatta neslinin tükenmekte olduğu bir gerçektir.

Mink ve tilki yetiştiriciliği, hava akımı olmayan, açık arazide sundurma tipli barınaklarda, özellikle serin bölgelerde yapılmalıdır.

2.1.2. Üretim Tesisleri

Şinşilla yetiştiriciliği için havalandırılabilen, güneş ışığını doğrudan almayan, doğal aydınlık (güneş görebilen ), rutubeti fazla olmayan bir oda yeterlidir. Bu görüşle, Türkiye’de üreticiler, genellikle evin küçük bir odasını, bodrum veya garaj gibi evin dışındaki mekanları, havalandırma ilavesi yaparak, bu amaçla kullanmaktadırlar. Ancak bu alanlarda hava akımının olmamasına ve fare gibi kemirgenlerin girmemesine dikkat edilmelidir. Mink ve tilki yetiştiriciliği, sundurma altına yerleştirilen kafeslerde; tavşan yetiştiriciliği, kapalı mekanlarda kafes içinde veya serbest olarak yapılmaktadır.

2.1.3. Üretim Teknolojisi

Şinşilla

Ülkemizde, özellikle besleme ve sağlıkla ilgili uygulamalar yapılmaktadır. Üreticiler, maliyetin artmaması amacıyla, hayvanların dövize endeksli rutin gereksinimi olan uygun yem, kum, taş, ot gibi maddeleri kullanmaktan kaçınmaktadırlar. Bunları niteliksizlerini kullanarak verim ve kaliteyi düşürmektedirler. Ayrıca, yeni aileler oluşturmak için dişi ve erkek hayvanların pedigri kartlarına dikkat etmemekte, rasgele hayvanları, hatta kardeş hayvanları bile çiftleştirmektedirler. Bu gibi uygulamaların mutlaka önlenmesi gereklidir.

Tavşan

Damızlık üniteler ile üretim üniteleri birbirinden ayrılmakla beraber, pazar sıkıntısı nedeniyle, tavşancılık Türkiye’de gerektiği gibi gelişmemiştir. Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü’nde et ve yün üretim amaçlı tavşan yetiştiriciliği yapılmakta, üniversitelerde ve araştırma merkezlerinde laboratuvar hayvanı olarak kullanılmaktadır. Sekiz aylık yaştaki tavşanlardan alınan postlardan kürk elde edilebildiği halde, kaliteli kürk, aynı yaştaki Rex ve Saten tavşanlarından elde edilen postlardan yapılmaktadır.

Mink-Tilki

Kesif yeme ilave olarak kullanılan taze et, balık, kuluçkahane artıklarının karışımlarından hazırlanan yem karmaları ile beslenmektedirler. Üretim sonunda 9-10 aylık yaşa gelen mink ve tilkilerden post alınmakta, postlar işlendikten yani tabaklandıktan ve aprelendikten sonra kürk yapımında kullanılmaktadır.

2.1.4.Verim ve Üretim Miktarı

Şinşilla

Ülkemizde, ortalama hayvan başına 2-3 yavru verimine ulaşılmaktadır. Ancak bakım ve besleme, sağlık, post çıkarma ve tabaklama-apreleme uygulamalarındaki hatalardan dolayı, postlar niteliksiz, dünya standartlarına ve kürk borsalarına uygun değildir.

Tavşan

Günümüzde, ülkemizde et ve deney hayvanı olarak tavşan yetiştirilmektedir. Son yıllarda yün amaçlı olarak Ankara tavşanı üretimine yönelik çalışmalar ağırlık kazanmıştır. Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü ve Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi, TÜBİTAK desteğiyle ortak çalışmalar yapmaktadırlar.

2.2. Dış Ticaret Durumu

Mink, tavşan, tilki, astragan ve su samuruna ait 1996-1999 yılları arasındaki ithalat ve ihracat değerleri Tablo 1’de verilmiştir.

Şinşilla

Şinşilla postlarının ham post olarak satılabilirliği, belli kaliteye ulaşılması koşuluyla yüksektir. Özel firmalar tarafından, damızlık ve yavru şinşilla ithal edilmekte, ham post ihracatı yapılmaktadır. Ancak doğru sayısal değerlendirme yapabilecek verilere ulaşılamamıştır.

Mink-Tilki

Post ve kürk ithalatı yapılmaktadır. Rakamsal değerlendirme yapılamamıştır.

2.3. Stok Durumu

Özellikle şinşilla yetiştiriciliğinde, sadece özel firmalarla, bu firmaların denetimindeki üreticilerin elinde bulunan hayvanlar bilinmektedir. Bu durumda bir stoktan bahsetmek mümkün değildir. Mink, tilki ve tavşan yetiştiriciliğinde stok yoktur.

2.4. Yurtiçi Tüketim

Şinşilla, astragan, mink, tilki ve tavşan kürklerinin yurtiçi tüketimine ait resmi kayıtlar bulunmamaktadır. Tavşan ayrıca, laboratuvar ve et hayvanı olarak da değerlendirilmektedir.

2.5. Fiyatlar

Sinşilla ile ilgili fiyatların oluşmasında, yani hayvan ve malzeme ithalatı ile post ve kürk ihracatında yurtdışı firmaların ve borsaların etkisi vardır. Post satışlarında açık artırma sistemi uygulanmaktadır. Hayvan alım fiyatları, alınan hayvanların kalitesine, cinsiyetine ve satıcı firmaya bağlı olarak değişmekte, malzemelerin fiyatları ise üretici ülkenin belirlediği fiyata, nakliye, vergi vs. eklenerek döviz endeksli olarak oluşmaktadır. Mink ve tilki kürkünün fiyatı arz-talep doğrultusunda yurtdışı piyasalarda belirlenmektedir. Tavşanda fiyat, üreticiler tarafından yem ve bakım masrafı dikkate alınarak, değişen miktarlarda belirlenmektedir.

2.6. İstihdam

Şinşilla yetiştiriciliği genellikle bir yan gelir kaynağı olup, konuyla ilgilenen ailelerde özel bir istihdam yaratmamaktadır. Ancak özellikle orman köylüleri gibi toprağa bağlı yetiştiricilik yapılamayan köylerde gelire katkı sağlayabilecek niteliktedir. Orman Bakanlığınca istihdam yaratmak amacıyla 1997-1998 yıllarında 8’er aile olmak üzere toplam 16 aileye kredi verilmiştir. Mink, tilki, tavşan yetiştiriciliğindeki istihdam alanı bulunmaktadır.

2.7. Sektörde Eğitim

Konu ile ilgili eğitim veren özel bir program yoktur. Ancak distribütör şirketler özel yetiştiricilerine gerekli bilgiyi vermektedirler. Ayrıca ziraat ve veteriner fakültelerinde lisans ve lisansüstü öğretimde kürk hayvanlarıyla ilgili çeşitli dersler açılmakta, bilgiler verilmektedir.

2.8. Sektördeki Kuruluşlar ve Sektöre Sağlanan Destekler

Kürk hayvanı yetiştiriciliğinde, bazı kamu kuruluşları ( Or-Köy, Sosyal Yardımlaşma Fonu, Ziraat Bankası ) kredi vermekte, özel kuruluşlar daha çok şinşilla üretiminde distribütörlük yapmaktadırlar. Birlik veya dernekler henüz oluşmamıştır.

2.9. Pazarlama Faaliyetleri ve Altyapısı

Şinşilla postlarının pazarlanmasında, diğer bütün kürk hayvanlarına ait postların pazarlanmasında olduğu gibi; post işleme tekniği gelişmediği için sorunlar vardır. Borsaya sunulan postların, kalite düşüklüğü nedeniyle satış şansı azalmaktadır. Ancak tekniğine uygun bir biçimde kaliteli post üretildiği takdirde, dünya piyasalarında yüksek fiyatla satılabilmektedir. Mink, tilki ile tavşan postları için dünya pazarı açıktır, ancak kaliteli üretim yapıldığı takdirde bu ürünlerin satışı mümkündür.

2.10. Sektörde Araştırma Faaliyetleri ve Altyapısı

çeşitli üniversitelerin ziraat ve veteriner fakültelerinde, tavşan, şinşilla ve mink ile yapılmış olan ve devam eden bilimsel çalışmalar vardır. Ankara Tavşanı üretimini geliştirmeye yönelik olarak, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü ile Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi tarafından destekli çalışmalar yapılmaktadır.

2.11. Diğer Sektör İle İlişki

Kürk hayvanlarının Türkiye’de sağlık, turizm ya da çevre gibi konularla pek etkileşimi yoktur ve özellikle şinşillanın yerli hayvan olmaması nedeniyle neslinin tükenme riski de söz konusu değildir. Kapalı alanda kokusuz ve gürültüsüz yetiştirilebildiği için çevreye bir olumsuzluk yansıtmamaktadır. Kürk hayvanlarından çeşitli turistik eşya yapılarak, tavşan eti lokantalarda değerlendirilerek, turizmi olumlu yönde etkileyebilmektedir. Yem sektörü ile doğrudan ilişkileri vardır.

Damızlık sağlanması nedeniyle uluslar arası şirketlerle; yem hammaddelerinin ve karma yemin sağlanması yönünde yem sektörü ile; kafes ve diğer üretim araç-gereçler yönünden çeşitli endüstri dalları ile; hastalık ve üretim hijyeni yönünden ilaç sektörü ve sağlık kuruluşlar ile; post işleme ve tabaklama yönünden dericilik ve kürk değerlendirme endüstri sektörü ile; ürün pazarlanması yönünden, ihracatçı kuruluşlarla; bu sahada çalışacak bakıcı ve teknik elemanların yetiştirilmesi yönünden eğitim kuruluşları ile ve üretimin geliştirilmesine yönelik araştırmalar açısından üniversitelerle ilişki içindedir.

3. MEVCUT DURUM VE YAKIN GEÇMİŞTEKİ GELİŞMELER

Minkin şu anda mevcut damızlık kapasitesi ve sektörde yıllık üretimi üreticiler tarafından gizli tutulduğundan, rakamsal bir değerlendirme yapılamamaktadır. Ancak yakın geçmişte yapılan bazı girişimler, yetiştirme tekniğine uygun yapılmadığından ve Köy-Tür örneğinde olduğu gibi sözleşmeli çalışma sistemine uygun olmadığından, mink üretimi gelişememiş ve sistem kapatılmıştır.

Ülkemizde, 671 bin ton tavuk eti üretiminden elde edilecek 245 bin ton artığı yedirmek suretiyle 2 600 000 adet post üretmek mümkündür. Bunların yanında balık ve balık artıkları ile büyükbaş kesim hane artıkları da değerlendirildiğinde, bu rakam % 15-20 dolayında artırılabilir.

Avrupa ve Amerika’da tilkinin ticari olarak yetiştirilmesi minkten daha önce başlamıştır. Özellikle gümüşi ve mavi tilki oldukça önem kazanmıştır. Ülkemizde tilki postundan yapılan kürk , avcılık ve mink çiftliklerinin yanında yapılan yetiştiricilik ürünleri olup, üreticiden rakamsal değerlendirme yapılabilecek bilgi alınamamıştır.

Türkiye’de şinşilla yetiştiriciliği küçük çapta başlatılmış olmasına rağmen asıl gelişimi 1992 yılının ikinci yarısına rastlamaktadır. Günümüzde bazı Alman ve Fransız firmalarının Türkiye’de kurduğu ana bayilikler yoluyla, özellikle İzmir, İzmit, Çankırı, Denizli, Kastamonu, Ankara ve Antalya dolaylarında 500’e yakın işletmede özel üretim yapılmaktadır. Şinşilla üretimini sağlayan özel sektöre ait bayiler, her biri 4 dişi 1 erkekten oluşan damızlık aileler ithal ederek, küçük işletmelere dağıtmaktadırlar. Kamu sektöründe mink, tilki ve şinşilla üretimi yapan ve araştırma çalışmalarını sürdüren üniversitelerin dışında hiçbir kuruluş yoktur. Tavşan üretiminde tek kuruluş, 300 dişi anaç kapasiteye sahip Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü’dür. Türkiye’de tavşancılık konusunda üretim ve tüketime ilişkin istatistiksel değerlendirme yapılmadığı için özel kuruluşlara ait üretim miktarı bilinmemektedir. Entansif üretim yapan birkaç özel işletmenin dışında Türkiye’de tavşancılık, küçük aile işletmeleri şeklinde yapılmaktadır.

DEĞERLENDİRME VE ALINMASI ÖNGÖRÜLEN TEDBİRLER

· Halen diğer hayvancılık alanlarında verilmekte olan kontrollü zirai kredilerin miktarının artırılması ve öz kaynak kredi paylarının 70:30 yerine 50:50 şeklinde düzenlenmesi uygun olacaktır.

· Kredi verilmeden önce bu tür faaliyetlerin öncelikle nerelerde yapılması gerektiği tespit edilmeli; bu bölgelerde tüketilecek hayvansal yem kaynaklarının ( kesim hane ve balık artıkları gibi ) kolaylıkla bulunabileceği yerlerde, işletmeler, yem yapımı için tesisler ve işleme üniteleri kurulmalıdır. Bunlara, bu konuda eğitim almış uzman kişilerin denetimi altında teşvik kredileri ve zirai krediler verilmelidir.

· Kürk hayvancılığı için en büyük sorunu oluşturan kürk işleme sanayi geliştirilmesi, üretim ve değerlendirme konularında deneyimli bir teknik denetleme kurulu oluşturulmalı; üretimde alt yapının ( bina, kafes, araç-gereç vb. ) kurulmasından damızlık ithaline ve elde edilen ürünün son işlemlerinden ( post çıkarma, kürk işleme vb. ) pazarlanmasına kadar tüm üretim halkaları bu kurulca denetlenmeli; bunun yanında, yurtiçinde işleme teknikleri geliştirilinceye kadar gümrük vergisi düşürülmeli veya başka kontrol edici bir düzenleme getirilmelidir.

· Ülkemizde bu alanda kullanılacak aşı ve ilaç üretimi olmadığından bunların ithalinde kolaylıklar sağlanmalıdır.

· Bakım ve besleme, sağlık, ürünlerin işlenmesi ve pazarlanması ile sermaye gibi konuların daha kolay çözümü için entegre üretim özendirilmelidir.

· Gazete, TV yayın organları ve TEMA vakfı gibi kuruluşlardan yararlanılarak kürk hayvanlarını tanıtan programlar yapılmalı, bu hayvanların bakım ve beslenmesi konularında halk aydınlatılmalıdır.

· İlgili kuruluşlar yurtdışındaki yayınlara üye olmalı, çiftçiye haber ve eğitim amaçlayan dergi ve broşür dağıtılmalıdır.

· Kürk hayvanlarının bakım ve beslenmesi ile post işleme tekniği konularında elemanların uygulamalı eğitimi için yurtdışı eğitim bursları verilmeli; eğitim ve araştırma ünitelerinde belirli dönemlerde eğitim programları yapılmalıdır.

· Özellikle tavşan eti tüketim alışkanlığı kazandırılmalı, postundan çeşitli aksesuar ve oyuncak yapılabileceğine dair tanıtım programları düzenlenmelidir.

· Kürk hayvanlarının hastalıklarını teşhiş ve kontrol laboratuarları kurulmalı ve bu konuda çalışacak uzman veteriner hekim sayısı artırılmalıdır.

· Verimliliği artırmak ve çeşitli konularda yetiştiricinin sorunlarına çözüm getirmek amacıyla, araştırma faaliyetinde bulunan kürk hayvancılığı birimleri kurulmalıdır.

· Kürk hayvanı yetiştiricileri eğitim üniteleri ve araştırma istasyonları işbirliği yapmalıdır.

· Üniversite, Bakanlık, yetiştirici ve pazarlayıcı temsilcilerinden oluşan danışma kurulu daha etkin kılınmalı ve kurulun yılda en az bir kez toplanması sağlanmalıdır.

· Kürk hayvanı yetiştiricilerinin örgütlenmesi teşvik edilmelidir.

· Damızlık hayvan ve materyal ithalinde bürokratik işlemler, yetiştiricilikte sorunlara yol açmayacak biçimde, azaltılmalıdır.

Kaynak: Tarım Bakanlığı

Tavşan Yetiştiriciliği

 

I- Tavşan Yetiştiriciliğinin Ekonomik Önemi: 

Dengeli beslenmenin önem kazandığı günümüz toplumunda doğal olarak hayvansal kaynaklı gıda maddelerinin yeri tartışılmaz. Et üretiminde büyük ve küçük baş hayvan populasyonunun arttırılma olanakları, meralarımız göz önünde tutulacak olursa sınırlıdır. Bu durumda et ihtiyacımızın karşılanmasında bir seçenek olarak evcil hayvan üretiminin büyük bir potansiyel olduğu açıkça görülmektedir. Tavşancılığın küçük evcil hayvan yetiştiriciliği içerisinde çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Eti için yetiştirilen diğer hayvanlarla karşılaştırdığımızda tavşanın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: Bir tavşandan yılda 4-5 batın ve her batında ortalama 8 yavru alınabilmektedir. Bir yavru iyi bakım besleme sonucu 3 aylıkken kesime gelmekte ve 1200 - 1500 g arasında yenilebilir et vermektedir. Bir anaç tavşanın yılda ortalama 30-40 yavru verdiği ve her yavrunun 1200-1500 g geldiği düşünülecek olursa, bir yılda yaklaşık olarak 45-50 kg et üretilebilmektedir.

Evcil tavşan eti; beyaz, gevrek, kemik oranı düşük ve çok lezzetli bir ettir. Protein oranı yüksek (% 20-21 ), kalorisi (1749 kcal/kg ), yağ oranı (% 10-11 ) ve kolesterol miktarı (50 mg/kg ) diğer birçok etten düşük olan tavşan etinin pişirilmesi de son derece kolaydır. Tavşan etinden her çeşit yemek yapılabildiği gibi % 10 oranında karıştırılarak sucuk, sosis, salam olarak da değerlendirilmektedir.
Tavşanın beslenmesi de diğer hayvanlara göre kolaydır. Yediği yem maddelerini kolayca ete çevirebilir. Bu hususta tavşanı ancak balıklar ve etlik piliçler geçebilmektedir. Tavşanlar sadece 2.5-3 kg yem yiyerek 1 kg et tutabilmektedirler. Diğer evcil hayvanlarda 1 kg et için tüketilen yem miktarı daha fazladır. Bu miktar domuzlarda 6 kg, koyunlarda 9 kg, sığırlarda ise 10 kg civarındadır.
Tavşanın diğer önemli bir verim yönü de kürküdür. Birinci kalite tavşan kürkleri manto, etol, şapka gibi giysilerin yapımında kullanılır. Daha düşük kaliteli kürkler oyuncak, terlik yapımında yünü alınmış deriler ise yapıştırıcı ve yem sanayinde değerlendirilmektedir. Tavşan tüyü ya da yünü ise yüksek keçeleşme özelliği ve koyun yününe oranla 2 kat fazla ısı tutma kabiliyetiyle şapkacılıkta ısrarla aranmaktadır. Tavşan gübresi ise yüksek azot ve fosfor oranı ile iyi bir sebze gübresi olarak değerlendirilmektedir.
Tavşanın deney hayvanı olarak da çok geniş kullanım alanı bulunmaktadır. Ülkemizde bu talep giderek artmaktadır.

II- TAVŞANIN ZOOLOJİK SİSTEMDEKİ YERİ

Kingdom (Alem )...............  : Animalia (Hayvanlar )
Orbis (Şube ) ..................... : Chordata (Sırt ipliler )
Suborbis (Altşube ) ..........  : Vertabrata (Omurgalılar )
Classis (Sınıf ) ..................  : Mammalia (Memeliler )
Subclassis(Altsınıf) ........... : Placentalia (Etenliler )
Ordo (Takım ) ....................  : Lagomorpha (Tavşan biçimliler )
Subordo (Alttakım ) ..........  : Duplicidentata (iki sıralı dişliler )
Familia (Aile ) ....................  : Laporidae (Tavşangiller )
1-Genus (Cins ) ................ : Oryctolagus
 Species (Tür ) ..................  : Oryctolagus cuniculus (Yaban tavşanı)
2-Genus .............................. : Lepus
 Species .............................. : Lepus europaeus (Esmer tavşan )
Lepus americanus (Amerika tavşanı )
Lepus timidus (Alp tavşanı )
 
Laporidae familyasında bulunan yabanıl tavşanların genel vücut özellikleri şöyledir: Silindir vücut, arka bacakların önden daha uzun oluşu, büyük kulaklar, iri patlak gözler, yarıklı ve kalın üst dudaklar, dudakların iki yanında bıyıklar ve sık kıl örtüsü ile ön ayaklarda beş, arka ayaklarda dört parmak bulunuşudur.
 
Esmer Tavşan
Yayılma alanı Britanya adalarından Avrupa ve Doğu Asya’ya kadar uzanır. Birçok bölgesel tipi vardır. Esmer ve koyu kül rengindedir. Ortalama ömürleri 12 yıldır. Her doğumda 2-4 yavru verirler ve yavrularını 1 ay süreyle emzirirler.
 
Alp Tavşanı
L.T. scoticus ve L.T. hibernicus olmak üzere iki alt türü vardır. Bunlardan birincisi iskoç yada mavi tavşan olarak da bilinir. Rengi kışın beyazdır. Sadece kulakların ucunda siyahlık kalır. Esmer tavşandan daha küçüktür. Baş büyük, bacaklar uzun, kulak ve kuyruğu kısadır. İkinci alt türü ise İrlanda tavşanı olarak bilinir. Vücut büyüklüğü bakımından iskoç tavşanı ile aynı sayılır. Alp tavşanının yayılma alanı İskandinavya ve alp dağlarıdır.
 
Amerika Tavşanı
Yayılma alanı Kanada ve ABD’dir. Gebelik süresi 30-38 gündür. Yavrular gözü açık doğar ve bir doğumda 3-4 yavru verirler. Rengi kırmızımsı kahverengi olup sırtta siyahla karışmıştır. Bacaklar açık kahverengi alt kısımlar ise beyazdır. Kışın kulak uçları haricinde bütün vücut rengi beyazlaşır.
 
Yaban tavşanı
Ada tavşanı olarak da bilinir. Yayılma alanı Avrupa, Britanya adaları ve Kuzey Afrika’dır. Gebelik süresi 30-40 gündür. Her doğumda 2-8 yavru verirler. Yavrular gözleri kapalı doğarlar ve gözleri 10 gün sonra açılır. On üç yıl kadar yaşarlar. Ortalama ömürleri 5-6 yıldır. Bugün yetiştirilmekte olan evcil tavşanların çoğu ada tavşanından evciltme ve ıslah yolu ile elde edilmiştir.
 
III- TAVŞAN IRKLARI
Genellikle tüylerinin uzun ya da kısa oluşuna, verim yönlerine ve vücut büyüklüklerine göre tavşan ırkları 3 şekilde sınıflandırılmaktadır.
 
A) Tüylerinin uzunluğuna göre
1- Normal tüylü tavşanlar (Havana, Alaska ).
2- Uzun tüylü tavşanlar (Ankara ve Tilki tavşanı ).
3- Kısa tüylü tavşanlar (Rex tavşanları ).
B) Verim yönlerine göre
1- Et tavşanları (Yeni Zelanda,Kaliforniya, Şinşilla).
2- Post tavşanları (Rex tavşanları ).
3- Yün tavşanları (Ankara ).
C) Vücut büyüklüklerine göre
1- Büyük boy tavşanlar (Alman Dev Alacası ).
2- Orta boy tavşanlar (Viyana, Yeni Zelanda ).
3- Küçük boy tavşanlar (Hollanda, Küçük Şinşilla ).
 
Tavşan yetiştiriciliğine başlamak isteyenler, hangi ırklarla işe girişmeleri gerektiğine karar verebilmeleri için tavşan ırkları konusunda genel bilgi sahibi olmaları gerekir. Ülkemizde yetiştirilen tavşan ırklarının sayısı 3-5 kadardır. Bu ırklardan en yaygın olanı Beyaz Yeni Zelanda tavşanıdır.
 
Yeni Zelanda Tavşanı
Amerika’da et yönünde geliştirilmiş bir ırktır. Beyaz ve kırmızı olmak üzere iki tipi vardır. Her ikisi de orta büyüklükteki ırklardandır. Beyaz Yeni Zelanda dünyada ve Türkiye’de yaygındır. Beyaz tip vücut büyüklüğü bakımından kırmızı tipe benzerlik gösterir. Beyaz tipte vücut yapısı daha sağlam, sırt ve butlarda kas gelişimi iyi, vücut dolgun, arka kısım geniş ve yuvarlaktır. Bacaklar kısa ve kuvvetli kemiklidir. Baş geniş ve kısa olup vücutla iyi bir uyum gösterir. Kulaklar uzun değildir ve tüylüdür. Gözler kırmızı renklidir. Ergin canlı ağırlık erkeklerde 4-5 kg, dişilerde 4.5-5.5 kg’dır. Postu istenen renge boyanabilir ve et verimine uygundur.
Kırmızı Yeni Zelanda tavşanında bacaklar orta uzunlukta olup iri kemikli değildir. Arka kısım geniş, göğüs dolgun, kulaklar dik vücutla uyumlu, etli ve tüylüdür. Canlı ağırlık ortalama 4 kg’dır. Bütün vücut kırmızı, gözler kahverengi, tırnaklar koyu renklidir.
 
Kaliforniya Tavşanı
Birleşik Amerika’nın Kaliforniya kentinde et ve post verimi yönünde geliştirilmiş yeni ırklardan biridir. Etçi bir tavşandır. Vücut dolgun, omuzlar, butlar ve sırtta kas gelişimi kuvvetlidir. Baş kısa ve kulaklar diktir. Tüyler orta uzunlukta ve çok sıktır.
 
Tablo 1: Çeşitli tavşan ırklarının ağırlıkları ve ilk olarak yetiştirildikleri yerler.
 

Canlı ağırlık(kg)
İlk yetiştirildiği yer

En az
Normal

Büyük Irklar

Gri Dev tavşanı
5.50
7.00
Belçika
Beyaz Dev tavşanı
5.00
6.50
Almanya
Alman Dev alacası
5.00
6.00
Almanya
Alman Koçbaşlı tavşanı
4.50
5.50
Fransa
Orta boy Irklar
İngiliz Koçbaşlı tavşanı
3.50
4.50
İngiltere
Büyük Şinşilla
3.50
4.50
İngiltere
Mavi Viyana
3.25
4.25
Avusturya
Beyaz Viyana
3.00
4.00
Avusturya
Kırmızı Yeni Zelanda
3.00
4.00
Kuzey Amerika
Beyaz Yeni Zelanda
3.00
4.00
Kuzey Amerika
Kaliforniya
3.00
4.00
Kaliforniya
Alaska
2.50
3.50
Almanya
Havana
2.50
3.50
Hollanda
Turinger
2.50
3.50
Almanya
 

Küçük Irklar

Küçük Şinşilla
2.25
2.75
Fransa
İngiliz Alacası
2.00
2.50
İngiltere
Hollanda
2.00
2.50
İngiltere
Lux tavşanı
2.00
2.50
Almanya
Küçük Gümüş tavşanı
2.00
2.50
İngiltere
 

Kısa Tüylü Irklar

Chin rex
3.00
4.00
Fransa
Mavi rex
3.00
4.00
Fransa
Beyaz rex
3.00
4.00
Fransa
Castor rex
2.50
3.50
Fransa
Siyah rex
2.50
3.50
Fransa
Sarı rex
2.50
3.50
Fransa
Havana rex
2.50
3.50
Fransa
 

Uzun Tüylü Irklar

Ankara tavşanı
2.50
3.50
İngiltere
Tilki tavşanı
2.50
3.50
İsviçre
 
Vücut rengi beyaz, bacaklar, kulaklar, burun ve kuyruk ucu koyu renklidir. Gözler diğer bütün albino ırklarda olduğu gibi açık kırmızıdır. Canlı ağırlık ortalama 4 kg’dır. İlk üç haftalık dönemde yavrulardaki günlük canlı ağırlık artışı 5-15 g arasında değişir ve bu dönemin sonunda yavrular 300 g canlı ağırlığa erişmektedir. Daha sonraki günlerdeki canlı ağırlık artışları ise yaklaşık 50 g/gün’dür.
 
Şinşilla Tavşanı
Et ve kürk yönünde yetiştirilir. Postu sincap rengindedir. Büyük ve Küçük Şinşilla olmak üzere iki tipi vardır. Bu iki tip farklı zamanda ve farklı ülkelerde elde edilmişlerdir. Büyük Şinşilla orta boy tavşan ırklarının en ağırlarındandır. Büyük ve Küçük Şinşilla arasında renk ayrılığı yoktur. Ortalama canlı ağırlık 2.75 kg kabul edilir. Ülkemizde de Büyük Şinşilla yetiştirilir. Fakat Beyaz Yeni Zelanda kadar yaygın değildir.
 
Viyana Tavşanı
Renk bakımından mavi, beyaz, siyah ve gri olmak üzere çok çeşitli tipleri vardır. En çok bilineni Mavi ve Beyaz Viyana tavşanlarıdır. Gözleri mavimsi gridir. Beyaz Viyana tavşanının canlı ağırlığı biraz daha düşüktür.
 
Belçika Tavşanı
En eski ırklardan biridir. Eskiden etçi olarak kullanılmasına rağmen şimdi sergileme amacıyla kullanılmaktadır. Diğer ırklarla melezlemede de kullanılmıştır. Patagonya tavşanından kök almıştır.
 
Beveren Tavşanı
Mavi Beveren tavşanı 1890 yılında Belçika’da elde edilmiştir. Büyük ve küçük iki tipi vardır. Mavi renklidir. 1919 yılında melezleme ile siyah renkliler de elde edilmiştir. Birkaç yıl sonra da beyaz varyetesi elde edilmiştir. Kürkçü bir tavşandır. 2.5 - 5 cm arasında değişen uzunlukta, sık, parlak ve gümüşümsü bir kıl örtüsüne sahiptir. Ayrıca yemeklik tavşan olarak da iyidir.
 
Gümüş Tavşanı
Esmer, kahverengi, mavi ve şampanya olmak üzere 4 varyetesi vardır. En yaygın olan Şampanya tavşanı en eski kürk ırklarından biridir. Fransanın "Champagne" bölgesinde elde edilmiş ve 1919’da İngiltere’ye götürülmüştür. Kalıtsal yapı bakımından siyahtır. Kürk rengi koyu kurşuni mavidir. İlk tüy dökümünde ortaya çıkan gümüş rengi tüy uçlarındaki pigment kaybı ile ilgilidir. Şampanya gümüş tavşanlarının en büyüğüdür. Ortalama 3.5 kg canlı ağırlığa sahiptir.
 
İngiliz Tavşanı
En eski süs ırklarından biridir. Mavi ve siyah iki tipi vardır. Daha sonraları gri ve çikolata renkli tipler elde edilmiştir. Burnunun her iki yanında mavimsi kurşuni lekeler bir kelebek kanadını andırdığından dolayı " Mavi kelebek " olarak isimlendirilen çeşidi, en değerli süs tavşanlarından sayılır. Vücudun her iki yanında da önden arkaya uzanan şeritler vardır. Bu şeritler omuzların üst tarafında birleşir. Yavrularına bakma özellikleri iyi olup, et ve kürk verimi de yeterlidir. Ortalama canlı ağırlık 2.5 kg kadardır.
 
Havana Tavşanı
Hollanda’da 1898 de siyah ve beyaz renkli, kısa tüylü tavşanla bilinmeyen bir erkek tavşanın melezlenmesi sonucu elde edilmiştir. Kürkü koyu çikolata renklidir. Orta boy tavşan ırkındandır. Derisi derecelendirmede üst sıralardadır. Et verimi yeterli, canlı ağırlığı ortalama 3.5 kg dır. Rengi bütün vücutta koyu kahverengidir. Gözler kahverengi, tırnaklar koyu boynuz rengindedir.
 
Hollanda Tavşanı
Küçük boy tavşan ırklarındandır. Vücut yapısı dolgundur. Ergin çağ canlı ağırlığı 2-3 kg arasında değişir. Rengi diğer ırklardan çok farklıdır. Vücudun ön yarısı saf beyaz renklidir. Arka tarafı ise kahverengi, gri, siyah vb. çeşitli renklerde olabilir. İki rengin ayrıldığı kuşak kesimi tam ortadadır. Arka ayaklar beyazdır ve bu renk hemen hemen ayakların yarısını kapsar. Kulaklar ve göz çevresi renklidir. Beyaz renk burun ve alın üzerinden kulakların arasına doğru üçgen biçiminde sokulur. İki renk birbirinde bir çizgi ile ayrılır.
 
Rex Tavşanı
Kısa tüylü ırkların tek örneğidir. Post verimi önemlidir. Tüyleri 18-22 mm’dir. Derisi yumuşak, tüyleri kısa, parlak, kadife gibidir. Çok çeşitli tipleri vardır. Postunun her renge boyanabilmesinden dolayı en çok tutulan tip beyaz rex dir. Almanya’dan ithal edilmiştir. Yakın gelecekte ülkeye yayılması planlanmaktadır. Beyaz rex tavşanında vücut beyaz renkli, gözler kırmızı veya mavi renkli olabilir. Canlı ağırlık bakımından Rex tavşanları 3 gruptur. Ağır grupta: Beyaz Rex, Mavi Rex, Chin rex bulunur. Bunlar ortalama 4 kg’dır. Orta grupta: Siyah rex, Sarı rex, Havana rex, Castor rex bulunur ve ortalama canlı ağırlık 3.5 kg’dır. Hafif grupta ise Lux rex, Marder rex tavşanları bulunmaktadır.
 
Ankara Tavşanı
Ankara tavşanı bilinen en eski tavşan ırklarından biridir. Yüzyıllar boyunca yünü için yetiştirilmiştir. Nasıl meydana getirildiği konusunda bir kesinlik yoktur. İngiliz denizcilerin 1723 yılında Karadeniz bölgesinden uzun tüylü tavşanları Fransa’ya götürerek Bordeux limanında sattıkları söylenmektedir. Bugünkü Ankara tavşanı 1770 yılı dolaylarında İngiltere’de elde edilip yetiştirilmeye ve bu isimle anılmaya başlanmıştır. Vücut orta büyüklükte olup canlı ağırlık 3.5 kg kadardır. En önemli verimi olan yünü 15-20 cm uzunluktadır. Yılda ortalama 500 g yün verirler. Almanya’da yıllık yün verimi 1 kg’ı aşan hayvanlar bulunmaktadır. Çeşitli renklerde varyeteleri bulunmakla birlikte dünyada en tutulan çeşidi beyaz renklisidir.
Ankara tavşanı bilinen en eski tavşan ırklarından biridir. Yüzyıllar boyunca yünü için yetiştirilmiştir. Nasıl meydana getirildiği konusunda bir kesinlik yoktur. İngiliz denizcilerin 1723 yılında Karadeniz bölgesinden uzun tüylü tavşanları Fransa’ya götürerek Bordeux limanında sattıkları söylenmektedir. Bugünkü Ankara tavşanı 1770 yılı dolaylarında İngiltere’de elde edilip yetiştirilmeye ve bu isimle anılmaya başlanmıştır. Vücut orta büyüklükte olup canlı ağırlık 3.5 kg kadardır. En önemli verimi olan yünü 15-20 cm uzunluktadır. Yılda ortalama 500 g yün verirler. Almanya’da yıllık yün verimi 1 kg’ı aşan hayvanlar bulunmaktadır. Çeşitli renklerde varyeteleri bulunmakla birlikte dünyada en tutulan çeşidi beyaz renklisidir.
 

IV- BARINAKLAR ve EKİPMAN

Tavşan barınaklarının düzenlenmesi, tavşanların davranış özellikleri ve iklim şartlarına karşı göstermiş oldukları tepkiler ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Tavşanlardan gereği gibi yararlanabilmek ve yetiştirme amacı olan verimleri kaliteli ve bol miktarda alabilmek, onları uygun yerde barındırmakla mümkündür. Üretici hayvanlara en az iş ve giderle en uygun bakım ve beslemeyi uygulayabileceği barınak ve ekipmanları sağlamalıdır. Barınaklar elden geldiği kadar basit, ışık ve temiz havayı yeteri kadar alabilecek durumda fakat kuvvetli hava akımlarına, sert rüzgarlara ve gün ışığına engel olacak şekilde yapılmalıdır. Tavşanlık birkaç dönümlük bir arazi üzerine kurulabilir. Drenajı iyi yapılmış bir arazi tercih edilmelidir. Barınaklar, ekonomik şartlar göz önünde tutularak, iş kolaylığı sağlayacak şekilde planlanmalı; tavşanları rüzgar, yağmur, soğuk ve sıcaktan korumalı iyi bir havalandırma ve aydınlatma sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Kurulacak tavşanlığın taban alanı tavşancılıkta kullanılacak kafeslerin kaç katlı olduğuna göre değişir. Taban alanı; tek katlı kafesler kullanıldığında 2-2.5 m2 / tavşan, iki katlı kafesler kullanıldığında 1.5-1.75 m2 / tavşan, üç katlı kafesler kullanıldığında ise 0.75-1 m2 / tavşan olarak hesaplanmalıdır. Pencere alanı, taban alanının % 4-5’i kadar olmalıdır.
Barınakta optimum sıcaklık 14 °C’dir. Sıcaklık 10 °C’nin altına düşmemeli 20 °C’nin de üstüne çıkmamalı. Nisbi nem % 60-70 olmalı. Aydınlatma süresi 14 saat olup ışık yoğunluğu 1.5 watt / m2 olmalıdır. Barınaklarda 3.6 m3 / saat / kg canlı ağırlık ölçüsünde havalandırmanın sağlanması gereklidir.
 
Kafesler ve Gereçler

Kafesler:
Morant tarafından geliştirilmiş olan ve hayvanların otlamasına imkan sağlayan ve açık alanlarda kullanılabilecek kafes tipleri olduğu gibi, barınaklara yerleştirilebilecek tek, iki ya da üç katlı kafesler de bulunmaktadır. Kafes malzemesinin galvanizli telden olması iyi sonuç vermektedir. En iyisi iki katlı kafeslerin kullanılmasıdır. Tek katlı kafesler kullanıldığında boyutları tablo 2’deki gibi olmalıdır. Çok katlı kafeslerin arka kısmı 20 cm kadar kısa olmalı, yemlik ve suluklar kafes dışına monte edilmelidir.
 
Tablo 2: Tavşan yetiştirmede kullanılan kafes boyutları

Uzunluk(cm)
Derinlik(cm)
Yükseklik(cm)
Büyük ırklar
180
75
60
Orta ırklar
120
75
60
Küçük ırklar
90
75
60
 
İki ya da üç katlı kafesler kullanıldığında ise ölçüler:

En az
En uygun
Büyük ırklar
100 x 80 x 60
125 x 80 x 70
Orta ırklar
80 x 80 x 55
80 x 80 x 60
Küçük ırklar
50 x 80 x 50
60 x 80 x 50
 
Gereçler:
Tavşanlıkta bulundurulması istenen çeşitli gereçler vardır. Bunların en önemlileri: Doğum kutuları, yemlikler, suluklar, dezenfeksiyon için alev aygıtı, kesim için bayıltma aleti, numaralama için tetavir aygıtı, numaralama kutusu, yem taşıma arabası, tavşan taşıma kafesleri vb.
 
a) Doğum Kutuları:
Damızlık dişilerin yarısı kadar doğum kafesi bulundurulmalıdır. Gebe dişiler doğuma 3-4 gün kala doğum kutusuna alınır. Doğum kutusu için en uygun olarak 25 x 30 x 45 ölçülerinde ve uzun yan yüzlerinden birinde 12-15 cm çapında yuvarlak pencere bulunan dikdörtgen prizması şeklindeki bir kutu önerilebilir. Doğum kutusunun üzeri açılabilir kapaklı olmalı. Pencere yavrunun ve dişinin girip çıkabileceği şekilde sürgülü kapaklı ve tabandan 5 cm yukarda olmalıdır.
 
b) Yemlikler:
Kafesin şekline uygun ve galvanize saçtan yapılmış, yeterli büyüklükte otomatik ve yarı otomatik yemlikler kullanılır. Yemlikler dışarıdan kafeslere takılıp çıkarılabilir, 10 x 25 x 35 cm ebatlarında dikdörtgen prizması şeklinde olabilir. Tavşanın yem yemesi için 12 x 12 cm boyutlarında bir açıklık bırakılır.
 
c) Suluklar:
Otomatik emzik tipi suluklar kullanılabildiği gibi 10 cm derinlikte, 20 cm çapında yarım galonluk silindir biçimindeki cam ya da galvanizli saçtan yapılmış suluklar kullanılabilir.
 
d) Numaralama gereçleri:
Bunlar numaralama kutusu, tetavir aygıtı, pens ve tetavir boyalarıdır. Numaralama kulağa yapılır. Kulak için metal ya da plastikten yapılmış numaralar kullanışsızdır.
 

V- TAVŞAN DAVRANIŞI

Evcil tavşan davranışları, vahşi tavşanlara benzerlik gösterir.
 
a- Bölge koruma davranışı:
Tavşanlar, çenelerinin altında bulunan kıl folliküllerindeki bir salgı bezi yardımıyla yaşadıkları bölgeyi ve diğer tavşanları tanıyabilirler. Erkek tavşanlar idrarları vasıtasıyla da çevrelerini tanıyabilir. Tavşanlar kendilerini güvende tutmak ve doğum yapmak için tüneller kazarlar. Ani değişiklikler (gürültü, koku vb.), gruptaki diğer bireyleri tehlikeye karşı uyarmak amacıyla, tavşanların arka ayaklarını yere vurma davranışını ortaya koymalarına neden olur. Tavşanların kazdıkları tüneller gündüzleri dinlenme yeri ve sığınak olarak kullanılır, zira tavşanlar gece aktiftirler.
 
b- Sosyal davranış:
Vahşi tavşanlar, dişilerin sayıca erkeklerden daha çok olduğu kolonilerde yaşarlar. Yavrulu yada yavrusuz her dişi tavşan diğer anaların yavrularına saldırabilir. Bu durumda erkekler devreye girer ve dişiyi yatıştırırlar. Genç erkekler cinsel olgunluğa ulaştığında, yetişkin erkekler onları kastre etmeye (kısırlaştırmaya) çalışırlar. Bunun için yetişkin erkekler ayrı kafeslere alınmalıdır. Cinsel olgunluktan önce erkekler birlikte büyütülebilirler. Özellikle yer dar olduğunda dişiler yavrulara karşı saldırgandır. Yavrusuz dişiler 0.5 m2/tavşan alanda birlikte yetiştirilebilirler.
 
c- Seksüel davranış:
Dişilerde ovulasyon çiftleşme sonucu gelişir. Çiftleşme için dişi tavşan erkek tavşanın kafesine götürülürse çiftleşme daha kısa zamanda ve sorunsuz gerçekleşebilir.
 
d- Ana davranışı:
Yavrulamadan önce ana kendi tüyleri ve farklı maddelerden bir yavru yuvası hazırlar. Vahşi hayvanlar yuvayı doğum için kazdıkları özel tünellerin sonuna yaparlar. Bunun için evcil hayvanlara ayrı bir doğum bölmesi sağlanmalıdır. Yavrular doğduktan sonra, ana tavşan yavrularını bir ay süreyle günde bir kez emzirir. Yavruların motor koordinasyonlarının ve ısı regülasyonlarının sağlanması için en az iki hafta doğum kutularında tutulması gerekir.
 
e) Yeme Davranışı
Tavşanlar geceleri beslenmeye eğilimli olmalarına rağmen günün 24 saatinde yer ve içerler. Yem tüketimi oldukça yavaştır. Yem yere konulmamalıdır aksi takdirde kirletilir. Üç haftalık yaştan sonra yavrular analarının yediği yemden yiyebilirler. Tavşan, kaprofajik (pislik yiyen) bir hayvan olduğundan dolayı kendi pisliğini yer. Tavşan pisliği amino asit, B ve K vitamini yönünden zengindir.
 
VI- YETİŞTİRME İŞLERİ (BAKIM VE YÖNETİM )
Yabanıl tavşanlarda döl verimi ilkbahar ve yazın yüksektir. Sonbahar ve kışın çok düşüktür. Evcil tavşanlardan optimum çevre şartlarının sağlanması durumunda senenin herhangi bir ayında yavru alınabilir. Tavşanlarda gebelik süresi 31-32 gün, emzirme süresini de 6 hafta olarak düşünürsek bir dişinin normal şartlarda 4-5 doğum yapması uygundur. Fazlası dişiyi yıpratır ve damızlıktan erken çıkmasına sebep olur. Verimliliğin arttırılması için yetiştirme işlerinin titizlikle takip edilmesi gereklidir.
 
a) Kızgınlık:
Kızgınlık gösteren dişi tavşanda bazen vulva şişer, kan akımı ile kızarır ve nemlenir. Kızgın dişi huysuz olur. Tavşanlarda cinsel aktivite düzenli olmadığından kızgınlık tam olarak anlaşılamaz. Dişi gebe olduğu halde erkeği kabul edebileceği gibi kızgın iken de reddedebilir.
 
b) Çiftleşme:
Dişi ve erkek tavşanların ilk çiftleşme yaşı ırka ve bireysel gelişmeye bağlı olarak değişir. Küçük ırklar daha hızlı geliştiğinden ağır ve orta ırklardan daha erken yaşlarda cinsel olgunluğa erişirler. Ortalama çiftleşme yaşları, küçük ırklarda 5-6; orta ırklarda 7; büyük ırklarda ise 9-12 aydır. Ortalama olgun canlı ağırlığın % 75’ine ulaştıklarında ilk çiftleşmeler yapılabilir.
 
c) Gebelik:
Gebelik için bir aşım yeterlidir. Gebelik süresi 31-32 gündür. Yirmi dokuz güne inebildiği gibi 35 güne de çıkabilir. Gebelik süresi uzadığında iri ve ölü yavru sayısı artabilir. Gebeliği etkileyen faktörler: kısırlık, aşırı yaşlılık ya da gençlik, zayıf fiziksel yapı, yalancı gebelik, incinmeler ve hastalıklardır. Dişi tavşanın gebe olup olmadığını anlamak için onu yeniden erkek tavşan kafesine götürerek bir kontrol çiftleştirmesi yapmak uygun değildir. Tavşan sırt üstü yatırılıp ürkütmeden karnının arka bölgesinde uterus palpe edilip yavruların varlığı belirlenebilir (14. günden sonra ).
 
d) Doğum:
Çiftleşmeden 27 gün sonra tavşan doğum kutusuna alınır. Kutuya bir miktar iyi kalitede kuru ot konur. Tavşan karın tüylerini kopararak kutuda bir yavru yuvası yapar ve doğumunu gerçekleştirir. Normal doğum 30 dakikada gerçekleşir.
 
e) Yavruların Bakımı:
Doğumdan bir gün sonra ölü ve zayıf yavrular ayrılır. Yavruların beslenme ve sağlık durumu izlenir. Bir tavşan ortalama bir doğumda 6-8 yavru verir. İyi bir ana 8 veya daha fazla yavruyu büyütebilir ve yavrularını 6-8 hafta emzirir. Bir önceki doğumdan ananın kaç tane yavruya bakabileceği biliniyorsa bu sayıda yavru yanında bırakılır. Anaları doğumda ölen yavrular ya da değerli ve fazla olan yavrular, aynı zamanda doğum yapmış bir anaya verilebilir. Bu uygulamaya "yavru dengelemesi" denir.
 
f) Kanibalizm:
Anaların gebelik sırasında ve doğumdan sonra yetersiz beslenmesi, korkutulması, kalıtsal nedenlerle yavrularını yemesidir. Böyle analar damızlıktan çıkarılmalıdır.
 
g) Cinsiyet tayini:
Sütten kesimden sonra erkek ve dişiler ayrı tutulmalı. Üreme organının çıkış deliği dişilerde uzunluğuna bir yarık biçiminde, erkeklerde ise yuvarlaktır ve bastırıldığında erkek üreme organı bir çıkıntı şeklinde ortaya çıkar.
 
h) Tavşanların Tutulması:
Tavşanlar sağ el omuz derisinden, sol el arka taraf altından tutularak taşınır.
 
ı) Tavşan yetiştiriciliğinde üzerinde durulan özellikler ve kartlar:
Yetiştirme ve seleksiyonda amaçlanan özellikler;
1- Sağlamlık: Yavru ölümlerinin % 10 dan az olması.
2- Döl verimi: Bir batında ortalama 8 yavru ve yılda dişi başına en az 5 doğum ve 40 yavru alınması.
3- Gelişme yeteneği: 8 haftada 2 kg veya 10 haftada 2.5 kg canlı ağırlık.
4- Yemden yararlanma: Her kg canlı ağırlık artışı için 3 kg dan daha az yem tüketimi.
5- Kesim randımanı: Ortalama randımanın % 55-66 ve daha üzerinde olması.
6- Birörnek renk gösteren sıkı ve yoğun yünle kaplı sağlam bir deri.
7- Ortalama damızlıkta kullanma süresi: 2 yıldır. Entansif et tavşancılığında dişilerden yılda 7-8 batın yavru alabilmek için seçim yapılmalıdır.
8- Bir erkeğe 8-10 dişi bulundurulur ve 2 günde bir 2 defa çiftleştirilebilir.
 
Tavşancılıkta Tutulan Kartlar:
Tavşan yetiştiriciliğinde tutulan çeşitli kartlar yardımıyla hayvanların verim düzeylerini belirlemek ve istenen özellikler bakımından ilerleme sağlamak amacıyla hayvanların tek tek tanınması ve durumlarının kartlara işlenmesi gerekir. Genellikle iki tip kart tutulmaktadır. Bunlardan biri kafes kartları diğeri de damızlık kartlarıdır. Kolayca ayırt edilebilmesi bakımından bu kartların erkek ve dişiler için değişik renkte olmasında yarar vardır. Erkeklere ait kartlar koyu (kırmızı) renkli, dişilerinki ise açık (beyaz) renkli olarak basılmaktadır.
Kafes kartlarında: Tavşanın ırkı, kulak numarası, doğum tarihi, ana ve baba numaraları belirtilmelidir. Pratik yetiştirme işlerini iyi takip etmek için çiftleşme ve doğurma tarihlerinin, bir batında doğan yavru sayısının (canlı, ölü) , yavru doğum ağırlığı ile 21. günde yavru sayısı ve ağırlıklarının kaydedilmesi gerekir. Bir de düşüncelerin yazılacağı boş not sütunu bırakılmalıdır.
Damızlık seçiminde kullanılacak olan kartlara yukarıda sözü edilen bilgilerin dışında pazarlama bakımından önemli olan 8. ve 10. haftalarda yavru sayısı ve ağırlıklarının da kaydedilmesi gerekir.
 

VII- TAVŞAN ETİNİN KOMPOZİSYONU

Yüz gram tavşan etinde 160 kcal enerji, 70 g su, 21 g ham protein, 8 g ham yağ, 1 g ham kül, 20 mg kalsiyum, 350 mg fosfor, 300 mg potasyum, 40 mg sodyum, 1.5 mg demir, 0.1 mg B1 , 0.05 mg B2, 0.45 mg B6, 13 mg nikotinik asit, 0.8 mg kalsiyum pentotenat bulunmaktadır.
 

VIII- BAZI TAVŞAN HASTALIKLARI VE BOZUKLUKLAR

Sıkça rastlanan tavşan hastalıkları: kolibasillozis, koksidiyozis, enterotoxemi, tiflitis, mide bağırsak parazitlerine bağlı yangılar, mixomatozis, ayak tabanı abseleri, deri hastalıkları, trikofaji, genital enfeksiyonlar, mastitis ve metritistir. Kısırlık, uterus bükülmesi, doğum gecikmesi, doğum kutusunun dışında doğurma, vaginal prolapsus, kanibalismus ve yavruları terk etme gibi problemler vardır. Bir de zoonozlar yani hem insanda hem tavşanda bulunan hastalıklar vardır ki bunlar da: Tüberküloz, pseudotüberküloz, tripanozomiyazis, listeriyozis, tularemi ve toxoplazmozis’tir .

17.11.2000

Prof.Dr. Şeref İNAL