Organik hayvansal üretim şartları, ilgili Bakanlığın çıkarmış olduğu organik tarım yönetmeliği ile belirlenmiştir. Organik hayvansal üretim, yönetmeliğe göre kurulan Kontrol ve Sertifikasyon Kurulu tarafından denetlenerek yapılmaktadır.
Organik hayvansal üretim gerçekleşirken hayvanların yaşam koşulları, beslenmeleri ve hayvanların üremesi belli kurallarla yapılmalıdır.
Özel yetkili Kontrol ve Sertifikasyon Kurulu organik hayvansal üretim yapan işletmeleri kontrol ederek, barınaktaki hayvan sayılarının sınırlandırılmasından üremesine ve beslenmesine kadar bir takım şartların oluşmasını sağladıktan sonra organik sertifikası verir.
Bu şartlar nelerdir?
Organik Hayvansal Üretim Yapılacak Hayvanların Yaşı ve Sayısı:
Barınaktaki, organik hayvansal üretim yapılacak hayvanlarda sürü oluşumunu sağlamak için yaş sınırlaması bulunmaktadır. Bu şarta uyulması şarttır.
Aynı zamanda organik hayvansal üretim yapacak işletme barınakta bulundurabileceği büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı sınırlıdır. Bu sayıyı Kontrol ve Sertifikasyon Kurulu belirler. Barınak ölçüleri hayvanın yapısına göre belirtilmiştir.
Kümes hayvanlarındaki bir barınakta hayvan sayısı ve barınak ölçüleri sabitlenmiştir.
Organik Hayvansal Üretim Yapılan Hayvanlarda Beslenme:
Organik hayvansal üretim yapılan işletmelerde hayvanlar organik yem ile beslenmeleri yönetmelikte belirtilmiştir. Organik yem nasıl olması gerektiği detaylı olarak açıklanmıştır.
Organik yem bitki kökenli tohumlar, tahıllar ve yem içerisine konacak bitkiler belirlenmiştir. Yem katkıları vitamin, aminoasit, bazı mineral, enzim ve probiyotiklerle sınırlıdır. Kimyasal madde kullanımı kesinlikle yasaktır.
Organik et ve organik süt üretimi yapılan işletmelerde yetiştirilen hayvanlar, ileriki dönemlerde organik et üretiminde veya organik süt üretiminde kullanılacak yeni doğan buzağılar 3 ay boyunca ana sütü ile beslenmeleri şartı getirilmiştir.
Yine aynı şekilde organik et ve organik süt üretimi yapılacak koyun keçi işletmelerindeki yeni doğan kuzu ve oğlaklarda 1,5 ay boyunca ana sütü ile beslenmeleri şartı getirilmiştir.
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların gezinme alanı dışında meralara da sahip olması organik hayvan sağlığı açısından önemlidir. Merada kimyasal gübre ve ilaç kullanımı yasaktır. İklime göre mera kullanılmalıdır.
Organik Hayvansal Üretim Yapılan Hayvanlarda Üreme:
Organik hayvansal üretim işletmelerindeki hayvanlarda üretim doğal olmalıdır. Suni kızgınlık ve suni tohumlama Kontrol ve Sertifikasyon kurulunun iznine bağlıdır. Embiryo transferi ve hormon kullanımı kesinlikle yasaktır. Barınak koşullarının temiz ve uygun olmasına özen gösterilmesi şarttır.
Organik Hayvansal Üretim İşletmesinde Hayvan Yaşam Koşulları:
Organik üretim yapılan işletmelerde büyükbaş ve küçükbaş hayvanların bağlanması kesinlikle yasaktır. Eğer çok gerekirse kontrol ve sertifikasyon kurulu izni ile geçici olarak bağlama izni alındıktan sonra bağlayabilirsiniz.
Organik üretim yapılan kümeslerde hayvanları kafes içerisine koymak kesinlikle yasaktır.
Bu şartlarla yapılan organik hayvansal üretim devamlı olarak kontrol ve sertifikasyon kurulu tarafından denetlenerek organik sertifikası almaya hak kazanırlar. Hayvansal ürünlerin organik sertifikası organik ürün satışında önemlidir. Tüketiciler, ürünün organik sertifikası olup olmadığını sorma hakları vardır.
Organik hayvansal üretim yapacak işletmeler bu şartları yerine getirip, hayvansal ürünler için organik sertifikası almaları gerekmektedir.
sığır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sığır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ocak 2011
12 Ocak 2011
Açıkta Sığır Besisi
Ülkemizde yaygın olarak kullanılan besi ahırı tipi kapalı ahırlardır. Bu sistemin tercih edilmesine etkili bir çok faktör söz konusu olabilir. Eğer hayvanın gereksinimleri göz önüne alınırsa böyle yatırım yapılmasına gerek yoktur. Kapalı, havasız ve sıcak ortam besi performansını olumsuz yönde etkiler. Kapalı ahır tiplerinin hayvanın sağlık ve verimleri üzerine olumsuz etkileri dikkate alınarak, Yarı Açık Tip ve sonraları Tam Açık Tip ahırlar kullanılmaya başlanmıştır.
Hayvanları soğuğa karşı değil, sıcağa karşı korumak gerekmektedir. İklimin çok uygun olduğu yerlerde dahi maliyetleri yüksek olan kapalı ahırlar inşa edilmektedir. Burada kaynakların (öz kaynak ve kredi) önemli bir bölümünün sabit yatırıma bağlanması asıl gerekli olan işletme sermayesinin yetersiz kalmasına neden olmaktadır. Ülkemizin her tarafında açık veya yarı açık besi sistemi uygulanabilir.
Büyük baş hayvan besleme konusunda entansif besicilikte, özellikle sabit yatırım maliyetinin yükselmesi, üretim maliyetinin de artmasına neden olmaktadır. Sığırcılıkta en önemli unsur çevre koşullarına göre barınak durumu ve en uygun barınak tipi seçimidir.Diğer bir konuda işletmenin yararlanacağı çayır mera varlığı ve kaba-kesif yem üretim olanaklarıdır. Kapasite buna göre belirlenmelidir. Bir işletmenin giderlerinin % 65-70'i yem masrafları oluşturmaktadır.
Genel olarak besiye alınan hayvanın performansını etkileyen pek çok faktör söz konusudur. Bunlar besiye alınan hayvanın, cinsiyeti, yaşı, ırkı, uygulanan bakım ve besleme şekli ile iklimdir. Buna göre Besi; "Genç erkek sığırların büyümelerinin en uygun dönemde, en ekonomik biçimde teşvik edilmesi ile maksimum canlı ağırlıklarına bir an önce ulaşmalarını sağlayacak gerekli koşulların sağlanması" olarak yapılabilir. Bunu sağlamak için sabit yatırımın mümkün olduğunca düşük düzeyde tutulması gerekir.
AÇIKTA BESİ YERİ
Açıkta sığır besisinde hayvanlar yaz- kış açıkta ve serbest olarak besiye alınmaktadır. Açık sistem besicilikte aşırı sıcak ve soğuk sorun olabilmektedir. Çevre sıcaklığının -5,-10°C hatta -20°C'ye kadar düşmesi, besi performansını olumsuz yönde etkilemez. Aşırı sıcaklar içinde basit sistemli gölgelikler kullanılabilir. Bunlar açık alanın % 40 gibi bir kısmını kaplar. Ayrıca ağaç ve tepeciklerin bulunması da yaz aylarında gölgelik vazifesi görmektedir.
Açık besi yerinin seçiminde önemli olan tarıma elverişli olmayan arazinin güney veya güney doğuya bakması, sert zeminli, engebeli, toprak geçirgenliğinin yüksek olmasıdır. Arazi soğuk ve sert rüzgarlara karşı korumalı olmalıdır. Ayrıca besi yerinin etrafı sağlam bir şekilde kontrol altına alınmalıdır.
Açıkta besi yerinde bir hayvana ayrılacak yer önemli bir konu olup bu hayvanın, ırkı, yaşı, cinsiyeti ve cüssesi olarak sıralanabilir. Bu durumda yetişkin hayvan başına 4,5 m2, bir yaşlılar için 3,6 m2, danalar için 2,1 m2 alan yeterli olacaktır. Diğer önemli bir faktörde yağış miktarıdır.Gezinti alanı genel olarak hayvan başına 9-10 m2 alan hesap edilirken fazla yağış alan yerlerde bu alan 20-30 m2 ye çıkmaktadır. Eğer açık besi yerinin belirli bir kısmına gölgelik yapılırsa bu alan düşmektedir.
Açıkta yapılacak besicilikte yem rasyonu önemlidir. Özellikle kış aylarında yem rasyonlarının yüksek enerjili olması gerekmektedir. Kaba ve kesif yemler hayvanlara komple yem halinde verilmelidir. Sürekli ve temiz su da hayvanlar için çok önemlidir. Hayvanların günlük canlı ağırlık artışı için gerekli besin maddeleri ihtiyacı yaşlarına ve verimlerine göre farklılık gösterir. İstenilen canlı ağırlık artışı için, hayvanın günlük tüketebileceği kurumadde ihtiyacı dikkate alınarak hazırlanan rasyonlar hayvanlara yedirilmelidir. Hazırlanan rasyonun enerji ve protein açısından dengeli olması gerekmektedir.
AÇIKTA BESİNİN
Avantajları ;
1- Ahır yapımı için fazla yatırım gerekmez. Kapalı ahırlara oranla en az %70 daha ucuz yapılabilir. Gölgelik yapılsa bile maliyet çok düşük olmaktadır.
2- Besi yeri etrafının çevrilmesi elektrikli çit veya çitlerle daha ucuz yapılabilir ve işçilik giderleri azdır.
3- Bu sistemde yılın 12 ayı besi yapılabilmektedir.
4- Sığır sağlığı için çok elverişlidir. Sığırlarda tırnak uzamaları, ayak ve eklem hastalıkları ile idrar tutukluğu problemleri daha azdır.
5- Hayvanların hastalıklara karşı mukavemeti artar. Akciğer hastalıkları daha az görülür.
6- Bu sistemde sığırlar yemleri iştahla yerler ve canlı ağırlık artış hızları yüksek olur.
7- Bu ahırlarda beslenen sığırların karkasları aşırı yağlı olmadığından daha kaliteli olur.
Dezavantajları ;
1- Besi materyali hayvanlar değişik yerlerden toplanıp getiriliyorsa, bunların alışma problemi olabilir.
2- Kaba yem ve kesif yem tüketimi soğuk havalarda daha artmaktadır.
Soğuk Havalar ve Sığır Besisi
ÖZET :
Kışın yem tüketimi yazla aynı veya biraz fazla olmasına rağmen günlük canlı ağırlık artışı yaz aylarındakinden %10-26 daha düşüktür.
Kıl örtüsü kalınlığı soğuk havalarda çok önemli bir etkendir.
Çoğu durumda rüzgar kıranların uygun yerleştirilmesi ve yeterli yemin tedarik edilmesi hipotermiyi ortadan kaldırabilmektedir.
Soğuk stresi dönemlerinde sığır beslemedeki en büyük mücadele; hangi rasyonun verileceği ve rasyonun hangi sistemle dağıtılacağının belirlenmesidir.
Sığırlar kritik düşük sıcaklıkların altında soğuk koşullarda barındırıldığında, paranız kilo almalarını sağlamak yerine hayvanların vücutlarını ısıtmaya gitmektedir. Ortalama canlı ağırlık artışı gibi performans verilerinin yanında düşen vücut kondisyonu ve sonraki dönemlerde üreme performansına da negatif etkileri nedeniyle beside ekonomik verimliliği olumsuz etkileyen Soğuk Stresine karşı rüzgar kıranlar, barınak zemini, altlık ve beslenme tedbirleri gibi pratik önlemler alınmalıdır.
Sıcaklıklardaki dalgalanmalar açık besideki sığırlarda önemli düzeyde stres yaratabilmektedir. İklimi değiştiremeyeceğimizden sığır konforunu geliştiren ve ağırlık artışı maliyetlerinin artmasını engelleyen bazı yönetim ve üretim teknikleri uygulayabiliriz.
Diğer memeliler gibi sığırlar da vücut sıcaklıklarını korumalıdır(38oC dolayında). Termoregülasyon bir hayvanın vücut sıcaklığını ya ısı kazanarak yada kaybederek koruması anlamına gelmektedir. Birçok çevre faktörü sığırların besin gereksinimlerini ve sonraki performanslarını etkilemektedir. En önemli değişken sıcaklıktır ancak rüzgar, kar, yağmur ve çamur da kış soğuk stresine neden olmaktadır. Soğuk, hayvanın enerji ihtiyacını artıran belirgin bir stres etkenidir. Soğuk çevreye uyum sağlamamış sığırlar aniden soğuk stresine girebilir ve böyle hayvanlar daha fazla atık ısı üretmektedirler. Enerji ihtiyacı(yaşama payı) arttıkça daha fazla besin ısı için kullanılacak ve ağırlık artışı için daha az besin kalacaktır.
Sığırların rahat oldukları ve normal düzeyde yem tükettikleri sıcaklık kuşağı yaklaşık 15oC- 24oC arasındadır. Bu sıcaklık kuşağının üzerinde veya kritik yüksek sıcaklığın üzerinde yem tüketimi düşmeye ve bu kuşağın yada kritik düşük sıcaklığın(LCT) altında yem tüketimi artmaya başlar. LCT'nin altında hayvanın vücut sıcaklığını koruması için gerekli enerji miktarı artmaktadır. LCT hayvanın yaşına, büyüklüğüne, kıl örtüsüne,çevre sıcaklığına, nem ve rüzgar koşullarına bağlıdır. Sığırlar LCT'lerine ulaştıklarında titrerler, metabolizmalarını artırırlar ve yağlardan enerji oluştururlar. Önceleri soğuk enerji gereksinimini arttırdıkça sığırın sadece daha fazla yem tüketeceği düşünülürdü. Bu bir açıdan doğrudur, soğuk hava yem tüketimini artırır ancak aşırı koşullar yem tüketimini özelliklede uzayan dönemlerde azaltır. Hipotermi sırasında vücut sıcaklığı normalin altına düşmektedir. Yaşama payı için kullanılan enerji yem tüketiminden büyük düzeylerde arttığı için performans zarar görmektedir. ABD ve Kanada'daki açık besi kayıtlarına göre kışın yem tüketimi yazla aynı veya biraz fazla olmasına rağmen günlük canlı ağırlık artışı yaz aylarındakinden %10-26 daha düşüktür. Düşen randımanla birlikte azalan bu canlı ağırlık artışları, artan yaşama payı ile ilgili görünmektedir.
Soğuğun sığırlar üzerine etkisi kıl örtüsü kalınlığından, rüzgarlık koşullarından ve yem tüketiminden etkilenmektedir. Kıl örtüsü kalınlığı soğuk havalarda çok önemli bir etkendir. Kıl örtüsünün uzunluğu kadar kalitesi de ilgilenmemiz gereken kritik sıcaklığın belirlenmesinde etkilidir. Sığırlar ıslanınca kıl örtüsünün yalıtım yeteneği kaybolabilir öyle ki yalıtım özellikleri yaz kıl örtüsü ile aynı olur. Besi sığırlarında kıl örtüsü ile ilişkili olarak düşük kritik sıcaklıklar tablo1'de gösterilmiştir. Kıl örtüsü kalınlaştıkça LCT düşer.
Tablol. Kıl Örtüsünün LCT Üzerine Etkisi | |
Ortü Tanımı | LCT(oC) |
Yaz örtüsü | 15 |
Sonbahar | 7 |
Kış | 0 |
Sert Kış | -7 |
Islak | 14 |
Kışın fotoperiyot da yem tüketimine karşı çalışmaktadır. Araştırma göstermiştir ki 16 saat aydınlık 8 saat karanlığa maruz kalan sığırlar 8 saat aydınlık 16 saat karanlığa maruz kalanlardan oldukça fazla yem tüketmektedir.
Mevcut tesisler için saha seçimi yapılmıştır, ancak yeni inşa edilecek yada genişletilecek tesisler için yer seçimi önemli bir karardır. Mevcut tesislerde eklenebilecek yada geliştirilebilecek iki yapı rüzgar kıran(yelkesen) ve dinlenme tümsekleridir.
Uygun yerleştirilmiş ve inşa edilmiş rüzgar kıranlar rüzgar hızını %70'e kadar düşürebilmektedir; bu rüzgarın soğutma etkisini büyük oranda azaltmaktadır. Çoğu durumda rüzgar kıranların uygun yerleştirilmesi ve yeterli yemin tedarik edilmesi hipotermiyi ortadan kaldırabilmektedir. Rüzgar kıranlar sığırları doğal yatma, içme ve yeme alanlarında koruyacak şekilde yerleştirilmelidir. Doğal(ağaçlar) yada sonradan yapılmış rüzgar kıranlar besi alanının rüzgarların en çok estiği tarafına yerleştirilmelidir. Rüzgar kıranlar minimum 3m. yükseklikte ve %80 kapalı %20 açık olmalıdır; böylece sert rüzgarlara karşı dik durmaları kolaylaşır ve rüzgar kıranın arkasında durgun havanın olduğu daha geniş bir alan sağlanır.
Tümsekler yüksek, kuru ve normal trafik biçimlerinde olmalıdır. Tümsekler beton oluklar ve suluklarla birleştirilmeli ve sığırların çamurdan geçmeden yemesine uyumasına ve su içmesine olanak sağlamalıdır. Tümsekler kışın rüzgardan koruma sağlarken kış sonu ve bahar başında çamur karlılığı düşürmeye başlar. Soğuk stresinin koşullara bağlı olarak herhangi bir zamanda oluşabileceği hatırlanmalıdır. Eğer yağmur yağıyor ve rüzgar esiyorsa Nisan ayında açık besideki bir sığırın Ocak ayındaki enerji gereksiniminden yüksek bir gereksinimi olabilir.
Açık besideki sığırlar büyümeyi zayıflatan koşullardan korunmalıdır. Sığırların içinde bulundukları çevreyi düzelterek konforlarını geliştirmek karlılıkla zarar arasındaki farkı oluşturabilmektedir. Bir hayvanın soğuk çevreyle baş edebilme kabiliyeti termoregülasyon kabiliyetinden etkilenmektedir. Açık besideki hayvanın vücut kondisyonu, yalıtım derecesi, sağlık durumu ve barınak alanı o nedenle vücut sıcaklığının korunmasında çok önemlidir.
Kıl örtüsü havayı tutup bir "ölü hava boşluğu" oluşturarak yalıtım sağlamaktadır. Bu vücuttan ısı kaybını engellemektedir. İyi sağlık ve uygun beslenme(bakır ve çinko) kendisini iyi kıl örtüsü olarak göstermektedir. Nem, çamur ve fekal materyal kıl örtüsünün yapısının bozulmasına neden olur ve yalıtım özelliğini yok eder. Bu, hayvanın enerji gereksiniminin artmasına neden olmaktadır.
Soğuk havalarda bacak ve ayakların kontrol edilmesinin önemi artmaktadır. Donmuş yüzeylerde yürümek zordur ve eğer çok çabalamak durumunda kalırsa hayvan yemliğe yada suluğa gitmekten vazgeçecektir. Ayağında acı hisseden hayvanın yem ve su tüketme eğiliminin azalması ortalama günlük ağırlık artışını(ADG) etkileyecektir. Sığırların hareket alanının kar, buz ve donmuş çamurdan temiz tutulması gerekir. Ayak çürüğü, çatal apseleri ve yaralanmaları olan hayvanlar ayrılıp tedavi edilmelidir.
İşçilik dezavantajına rağmen soğuk stresi sırasında sığırlara altlık sağlanmasının faydaları görülmüştür. Sığırlara altlık sağlamanın anahtarı bunu küçük miktarlarda sıklıkla yapmaktır. Baharda herhangi bir organik maddenin nem tutacağı ve bunun padokta çamur derinliğini artırarak tümseklerde çukurlara yol açacağı unutulmamalıdır. Dahası altlık dışkı gibi çekilmek zorundadır. Colorado Eyalet Üniversitesinde yapılan bir araştırma, bu iki sakıncasına rağmen, padoğun bir bölümünde altlık kullanılmasının hayvan başına pozitif bir geri dönüşü olduğunu göstermiştir. Padoklarda hafif bir altlıkla beslenen sığırlarda belirgin olarak yüksek ADG sağlanmış ek olarak yemden yararlanma iyileşmiş ve maliyet düşmüştür.
Zamanında kar kaldırılması bahar sıcaklıkları sırasında ıslaklığın(böylece çamurun) derecesini azaltan ve sığır konforunu artıran bir uygulamadır. Karın kaldırılması sırasında barınağın pürüzlü bölgeleri de sıyrılmalıdır. Bu uygulama sığırların hareketlerini kolaylaştırır, sığır konforunu geliştirir, ayak sağlığını korur ve uygun barınak drenajına olanak sağlar. Yemlikler gibi beton bölümler sıkça sıyrılmalı ve kardan, çamurdan ve kirli altlıktan temizlenmelidir. Herhangi bir etkenin sığırların yemek için yemliklere ulaşabilmesini engellemesini istemezsiniz.
Eğer kış çok sert geçiyorsa gebe hayvanlar ısı oluşturmak için çok fazla enerji harcayabilir ve bu nedenle buzağıya yeterince enerji kalmayabilir. Ek olarak besinler ısı oluşturmak için harekete geçirilince sığırlar vücut kondisyonundan kaybetmektedir. Bu ineklerde ve daha sık olarak düvelerde, düşen vücut kondisyonunun buzağılama problemleri riskini artırmasına ve buna müteakip doğum sonrası sorunlara yol açmaktadır. Enerjinin yeniden dağıtımı nedeni ile kolostrum kalitesi düşüp yeni doğan ölümleri(mortalitesi) artabilir. Sonraki üreme riskleri bu hayvanların bahar ve yaz aylarında siklusunun aksaması ve üremenin gecikmesidir.
Kış boyunca vücut kondisyon skorları izlenmeli ve hayvanlar uzayan dönemlerle soğuk sıcaklıklara maruz kaldıklarında rasyonu artan enerji, protein, vitamin ve minerallerle desteklemeye hazır olunmalıdır. Hasta hayvanlar ayrılmalı ve olumsuz çevre koşullarından korunmalıdır. Faal erişkin ruminantlar uzun süreli soğuklara dayanabilirler, ama bunun bedelini buzağılama veya sonraki üreme faaliyetleri sırasında da ödeyebilirler.
Soğuk stresi dönemlerinde sığır beslemedeki en büyük mücadele hangi rasyonun verileceği ve rasyonun hangi sistemle dağıtılacağının belirlenmesidir. Yaygın olan diyetin kaba yem seviyesini artırma uygulamasının(fırtına rasyonu) artıları ve eksileri vardır. Soğuk sırasında pasajlanma oranı ve ruminal motilitenin her ikisi de artmaktadır. Bu, sonrasında sindirim için daha az zaman tanıyarak rasyonun enerji seviyesini düşürmektedir. Ancak rasyona ekstra lif eklenmesi yemlik yönetimini çok daha kolaylaştırır ve sığırları yemde tutmaya yardım eder.
Soğukta beslenme için başka bir seçenek de yüksek enerjili sığır rasyonundan bir basamak aşağı rasyona düşmektir(61Mcal'den 58 Mcal'e). Bu lif seviyesini biraz artırırken enerji seviyesini muhafaza eder.
Yönetsel açıdan en iyi uygulama yem tüketimini mümkün olduğunca sürekli tutmaktır. Sonraki dağıtımın miktarını belirlemek için geçmiş yem tüketimi bilgilerinin kullanımı gerekir(5-7 günlük bir ortalama iyi bir başlangıçtır). Sığırların tüketimini aşmama konusunda disiplinli olunmalıdır, aç gibi görünebilirler ancak gerekenden fazla yem sunmak, yem tüketiminde önce hızlı bir duruşa sonrada düşüşe neden olacaktır. Hava kötü gitmeye devam ediyorsa hayvanları "ayaklandırmak" gerekebilir. Hayvanları tümseklerin yada dinlenme alanlarının üzerinden kaldırıp yemliklere doğru yürümeye teşvik etmek faydalı olabilir. Tersine fırtına geçmiş ve sığırlar yemliklere yükleniyorsa sindirim bozukluklarını engellemek için yem dağıtımını bölmek akıllıca olacaktır(yemin %50'sini verip bir saat sonra tekrar gelip kalanını verin). Diğer bir seçenek de hayvan başına birkaç kilogram ot verip gerginliği azaltmak ve bir iki saat sonra düzenli rasyona geçmektir.
Sığır üretiminde yeterli suyun sağlanması her zaman kesin bir zorunluluktur ve soğuk havalarda da diğer aylardaki kadar önemlidir. Kış aylarında suluklar genellikle donma eğilimlerinden dolayı su tüketiminin düşmesine neden olurlar. Düşen su tüketimi yem tüketiminin ve günlük ortalama ağırlık artışının düşmesine neden olmaktadır. Su tüketimi tipik olarak kış aylarında düşüktür ancak gene de her havada en önemli besindir. Su tankı ve borusu ısıtıcılarının çalıştığından emin olunmalıdır. Ancak elektrik kaçağı gibi gizli sorunların izlendiğinden emin olunmalıdır. Araştırmalar 3-4 volt'un üzerindeki kaçak elektriğin su tüketimini düşüreceğini göstermektedir. Bütün sulukların özelliklede ısıtıcılar çalıştığı zaman elektrik kaçağı bakımından düzenli olarak kontrol edilmesi sağlanmalıdır.
Açık beside stresi minimize etme adımları, ancak hayvanlarda ve sürüde stresin belirti ve semptomları tanımlandığında atılabilmektedir. Uygun ve anormal davranışların, hastalık derecelerinin, düşen ağırlık artışı ve bunu izleyen düşen büyümenin gözlenmesi stresli hayvan koşullarının belirlenmesi için kullanılabilir. Kıl örtüsü kalınlığı ve durumu, rüzgar, ıslaklık, çamur ve çevre sıcaklığının hepsi hayvanların enerji gereksinimini etkilemektedir. Alt sınır sığırların kritik düşük sıcaklıklarının altında soğuk koşullarda barındırıldığı, paranızın kilo almalarını sağlamak yerine hayvanların vücutlarını ısıtmaya gittiği durumdur.
Tercüme: Seyfi Ay - Halit Çınar, İnterkim. Managing the Feedlot in the Cold, John M. Kelly, Ph.D, Ontario.
Sığır Besiciliğinde Ucuz Bir Kaba Yem Kaynağı: Mısır Silajı
'Ege Üniversitesi Ödemiş Meslek Yüksek Okulu, Ödemiş-İzmir
2Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü, Bornova-İzmir
Özet: Mısır silajı, modern hayvancılık işletmelerinde gelişmekte olan hayvanların, besi danalarının, kurudaki ve laktasyondaki ineklerin yemlenmesinde yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Mısır silajı yemleme stratejisi hayvanların yaşına ve verim düzeyine bağlı olarak değişim göstermektedir. Mısır silajı, söz konusu hayvanların besin madde gereksinimlerini yeterli düzeyde karşılamak için protein, mineral ve bazen de enerji bakımından takviye edilmelidir. Yüksek dane içeriğinden dolayı besi sığırlarına verilen mısır silajının yemleme stratejisi diğer kaba yemlerden ayrıcalık göstermektedir. Besi sığırı rasyonlarının dengelenmesi düşünüldüğünde, önemli olan mısır silajı kalite faktörleri; enerji içeriği, sellüloz içeriği, nişasta içeriği ve sindirim derecesidir. Besi sığırı rasyon maliyetinin önemli bir kısmını enerji ve proteinin sağlanması oluşturmaktadır. Bu nedenle, mısır silajı, besi sığırı yemleme programlarında yeterli düzeyde enerji sağlanması için en mantıklı alternatif yem hammaddesidir. Mısır silajı içeren rasyonlar genellikle 1000-1200 g günlük canlı ağırlık artışı sağlayacak şekilde yeterli enerji ile formüle edilmektedirler. Böylece, tipik bir besi sığırı rasyonu % 70-75 mısır silajı, % 15-20 kuru ot veya saman ve % 5-10 protein yada enerji kaynağı katkısı içermektedir.
Anahtar sözcükler: Mısır silajı, kaba yem, besi sığırı
Abstract: Corn silage is intensively used feeding all cattle on the modern farm; growing animals, beef cattle, dry cows and lactating cows. Corn silage feeding strategies vary depending on animal age and level of production. It must be supplemented with protein, mineral and sometimes energy to meet the animal's nutrient requirements. Because of its high grain content, feeding strategy for corn silage fed to beef cattle differs from most other forage. Important factors effecting corn silage quality are energy, fiber and starch contents and digestibility when balancing beef cattle rations. Energy and protein provision represents the majority of the cost of beef rations. Therefore, corn silage may be a logical feed ingredient alternative in providing adequate energy in beef cattle feeding programs. Rations containing corn silage are often formulated with sufficient energy to allow 1000 g to 1200 g of daily gain. So, typical ration for beef cattle contain 70-75 % corn silage, 15-20 % hay or straw and 5 - 10 % protein or energy supplement.
Key words: Corn silage, forage, beef cattle
Giriş
Dengeli beslenme, yeterli düzey ve kalitede hayvansal protein tüketimine bağlıdır. Bu bağlamda, en önemli hayvansal protein kaynaklarından bir tanesi de sığır etidir. Dünyada üretilen sütün % 90'ı, etinde % 31.6'sı sığırdan karşılanmaktadır (Kumlu, 1999). Ülkemizde de süt üretiminin % 90'ı, kırmızı et üretiminin de % 68'i sığırdan gelmektedir. Sığırın mevcut besi kapasitesi yıllık 3.5 milyon başdır (Yılmaz, 2001). Ülkemizde sığır sayısının fazla olmasına karşın ortalama karkas ağırlığı 170 kg'dır. Bu karkas ağırlığı, Avrupa Birliği ülkelerinde üretilen ortalama 270 kg'lık karkasın oldukça altındadır (Akman ve ark., 2000). Hayvan başına karkas verimini artırmada ve besleme maliyetinin aşağı çekilmesinde iyi kaliteli kaba yemlerin son derece önemli olduğu bilinen bir gerçektir (Kaya ve Bilgen, 1995; Alçiçek ve ark., 1999; Gökçe, 2000). Her ne kadar kaba yem kaynaklarından olan yem bitkileri ekiliş alanları son yıllarda artmışsa da henüz istenilen düzeye ulaşamamıştır (Alçiçek ve Özdoğan, 1997; Koca, 1999). Ülkemiz hayvan varlığı dikkate alındığında, halen kaba yem açığının 28 milyon ton dolayında olduğu hesaplanmaktadır (Karakuş, 2000). Kaba yem açığını kapatmada kullanılabilecek yem bitkilerinden silaj yapılması hayvan besleme açısından çok önemli yararlar sağlamaktadır (Kılıç, 1986; Alçiçek ve ark., 1999). Silaj yapımı, 1983 yılında Tarım Bakanlığının Tarımsal Yayım ve Uygulamalı Araştırma Projesi ve çeşitli üniversitelerin araştırmaları ile artmaya başlamıştır (Akın, 1997). Mısır ekim alanı 1995 yılında 515 bin hektar iken son yıllarda 625 bin hektara yükselmiştir (Anonim, 2002a). Silaj üretimi de yıllık 500 bin tondan 2 milyon tonun üzerine çıkmıştır (Koca, 1999). Yem bitkileri tohumu pazarlayan firmaların pazar payının % 41'lere çıkması ve birçok yeni mısır çeşidinin geliştirilmesi ekiminin yaygınlaşmasında etkili olmuştur (Anonim, 2002b).
Bu derlemede, ucuz bir kaba yem kaynağı olan mısır silajının önemi, sığır besiciliğinde kullanılması ve yararları tartışılmıştır.
Mısır silajının besin madde içeriği
Önemli bir sıcak iklim tahılı olan mısır, üretim bakımından dünyada buğdaydan sonra ikinci, Türkiye'de ise buğday ve arpadan sonra üçüncü sırada yer olmaktadır (Dellal ve ark., 2001). Mısır, tanesi ile insan beslenmesinde ve tarıma dayalı endüstride önemli bir yere sahipken, son 30 yıl içerisinde üretiminin büyük bir bölümü silajlık olarak hayvan beslemesinde kullanılan ve dünyada en önemli işlenebilir alanda üretilen kaba yem haline gelmiştir (Allen ve Kilkeny, 1986; Çete ve Sarıcan, 1998; Anonim, 2002a). Mısır silajı, dünyada üretilen en ekonomik ve en yaygın kaba yem olup, Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde proteince zenginleştirilerek sığır besiciliğinde çok yoğun olarak kullanılmaktadır (Kılıç,1986; Kılıç, 1996; Gökçe, 200; Alçiçek ve Karaayvaz, 2003). Mısır ekiminin yaygınlaşmasında, çeşitlerin daha soğuk iklimlere uyum sağlaması, etkili yabancı ot kontrolü ve randımanlı hasat aletlerinin geliştirilmesi, birim alandan çok fazla yeşil aksam üretilmesi, ikinci ürün olarak yetiştirilmesi, hasattan uzun süre sonra kalitesini koruyabilmesi, yüksek düzeyde tüketilebilmesi, diğer kaba yemlere göre yüksek düzeyde enerji içermesi, çayırdan daha az gübreye gereksinim duyması, daha kaliteli ve ucuz silaj üretilmesi, fermantasyon için herhangi bir katkı maddesine ihtiyaç duyulmaması, ekim nöbetine girmesi ve mısır silajıyla beslenen hayvanlardan elde edilen gübrenin nem içeriğinin yüksek olması gibi üstünlükleri bulunmaktadır (Phipps ve Wilkinson, 1985; Kılıç, 1986; Çete ve Sarıcan, 1998). Silajlık mısırın vejetasyon dönemi ve koçan oranına göre kurumadde, ham protein ve enerji içerikleri Çizelge 1'de verilmiştir (DLG, 1997a).
Çizelge 1. Farklı vejetasyon dönemlerinde silajlık mısırın besin madde içeriği, doğal halde
| Vejetasyon Dönemi | Kurumadde, g/kg | Ham Protein, g/kg | Metabolik Enerji, kcal/kg |
| Süt olumu | | | |
| Koçan Oranı % 25 | 200 | 19 | 500 |
| Koçan Oranı % 25-35 | 210 | 20 | 550 |
| Koçan Oranı % 35> | 230 | 22 | 600 |
| Hamur olumu | | | |
| Koçan Oranı % 35 | 250 | 22 | 600 |
| Koçan Oranı % 35-45 | 270 | 24 | 680 |
| Koçan Oranı % 45> | 290 | 25 | 750 |
| Besi sığırlarının besin madde gereksinimleri |
Başarılı bir sığır besisi için, besiye alınacak hayvanların besi başı canlı ağırlıkları tespit edilerek hedeflenen günlük canlı ağırlık artışına göre gereksinim duydukları ham protein ve enerjinin uygun rasyonlarla sağlanması büyük önem taşımaktadır. Besi sığırlarında, canlı ağırlık ve günlük canlı ağırlık artışına göre ham protein (HP) ve metabolik enerji (ME) gereksinimleri Çizelge 2'de verilmiştir (DLG, 1997b).
Çizelge 2. Besi sığırlarının ham protein ve metabolik enerji gereksinimleri
| Canlı Günlük Canlı Ağırlık Artışı
|
Çizelge 2'den de anlaşılacağı gibi, yemin enerji ve protein oranına bağlı olarak günlük canlı ağırlık artışı 800 g ile 1400 g arasında değişmektedir. Buna göre, 150-200 kg canlı ağırlıktaki besi sığırlarının başlangıçta günde 800-100 g canlı ağırlık artışı sağlamaları mümkündür. Besinin ilerleyen dönemlerinde ise, artan canlı ağırlığa bağlı olarak 1200 g/gün ve 14000 g/gün düzeylerinde canlı ağırlık artışına ulaşmak mümkündür.Besi sonlarına doğru ise, canlı ağırlık artışı günde 1200 g'a ve daha sonra günde 1000 g kadar düşmektedir. Buna göre, sığır besisinde en yüksek canlı ağırlık artışı hayvanların 150 kg ile 500 kg canlı ağırlıklarında oldukları dönemde gerçekleşmektedir.
Mısır silajı ve kurumadde tüketimi
Besi sığırlarında, pratik rasyonların oluşturulması için günlük yem tüketim kapasitelerinin ve kullanılacak yemlerin besin madde içeriklerinin bilinmesi gerekmektedir. Yem tüketimini hayvanın canlı ağırlığı ve rasyonun enerji düzeyi önemli düzeyde etkilemektedir. Besi sığırlarının canlı ağırlığa göre günlük ortalama kurumadde tüketimleri Çizelge 3'de verilmiştir (DLG, 1997b).
| Çizelge 3. Besi sığırlarının günlük ortalama kurumadde tüketimleri
|
Mısır silajı tüketimi sığırın yaşı, silajın kurumadde içeriği ve rasyondaki yoğun yem düzeyine bağlı olarak her 100 kilogram canlı ağırlık için 1.5-2.5 kg arasında değişmektedir. Silaj kurumaddesinin % 30 ve üzerinde olması tüketim açısından daha iyi sonuç vermektedir. Kurumaddenin % 20'nin altına inmesi durumunda mısır silajına en az 2-3 kg ezilmiş arpanın katılması önerilmektedir. Mısır silajı tüketiminin rasyon kurumaddesinin % 80 veya daha fazlasının silajdan kaynaklanması durumunda, farklı canlı ağırlıklar için kurumadde ve doğal halde tüketilen miktarları Çizelge 4'te verilmiştir (Phipps ve Wilkinson, 1985). Çizelgeden görüleceği gibi, 500 kg canlı ağırlığındaki bir sığır günde % 30 kurumadde içeren mısır silajından 28 kg düzeyine kadar tüketebilmektedir.
Çizelge 4. Besi sığırlarında canlı ağırlığa göre silaj tüketimi
| Canlı Ağırlık Günlük silaj tüketimi
|
Mısır silajına dayalı yemleme önerileri
Mısır silajıyla yapılan sığır besisinde, günlük ağırlık artışları tahıl besisinden biraz düşük, kesim yaşı ve ağırlığı daha yüksektir. Ayrıca, tahıl besisinin yerini alabileceği, hayvanların et verim yeteneğinden daha çok yararlanılabildiği ve ülke ekonomisine daha çok katkıda bulunabileceği pek çok araştırıcı tarafından bildirilmektedir (Akın, 1997; Alçiçek ve ark., 1999; Gökçe, 2000). Mısır silajı proteinin az olmasına karşın enerjice zengindir. Bu haliyle, sütçü ırk buzağıların bütün üretim sistemlerinde temel yem olarak ve tosun besisinde kullanılabilir. Buzağılar, protein, vitamin ve mineral madde ilaveleri ile birlikte 3 aylık yaştan kesim yaşına kadar mısır silajı ile beslenebilmektedir. Buzağıların beslenmesinde, dane içeriği yüksek olan mısır silo yeminin 4. haftadan itibaren kullanılabileceğini vurgulayan araştırıcılarda bulunmaktadır. Erken sütten kesme programı uygulanan süt ırkı buzağılara üç aylık yaş civarında mısır silajı kademeli olarak artırılarak verilebilmektedir. En basit yemleme sitemlerinden birisinde, ömrü boyunca serbest mısır silajı tüketen hayvanlara % 35 ham protein içeren yemden günde 1.5 kg verilmesi önerilmektedir (Phipps ve Wilkinson, 1985; Allen ve Kilkeny, 1986). Mısır silajı besisi, tüm yoğun yem besisinde olduğu gibi açık serbest sistemde de (feedlot) iyi sonuçlar verebilmektedir. Sığırların devamlı içinde barındırıldığı ve yemleme periyodu boyunca mısır silajının verildiği serbest sistem, mısır silajını paraya çevirmenin en iyi yolu olarak gösterilmektedir. Bu sistem, kapalı barınaklarda da kullanılabilir. En önemli husus, solunum yolu hastalıklarını azaltmak için iyi bir havalandırmanın yapılmasıdır. Serbest ahırlarda hayvan başına düşecek yemlik uzunluğu yemin sürekli hayvanın önünde bulunup bulunmamasına göre 0.3 - 0.6 m arasında değişmektedir. Mısır silajının mineral maddelerce desteklenmesi amacıyla, besi başlangıcında hayvan başına günde 50 g, besi sonuna doğru ise günde 120 g makro ve mikro elementlerden oluşan mineral madde karışımının verilmesi yarar sağlamaktadır (Alçiçek ve Karaayvaz, 2003). Mısır silajı, yüksek nişasta içermesi nedeniyle maya ve mantarların üremesi için uygun ortam yaratmaktadır. Bu nedenle, pratikte kışın silonun her hafta bir metre, yazın ise iki metre civarında tüketilmesi bozulmanın önlenmesi için gereklidir.
Bilindiği gibi, mısır silajı yüksek enerjili ve düşük proteinli bir yemdir. Bu nedenle, mısır silajına çeşitli protein kaynakları veya protein tabiatında olmayan azotlu maddelerle (NPN) katkı yapılması yarar sağlamaktadır. Mısır silajı rasyonlarında, sindirilebilir ham proteine (SHP) olan ihtiyaç üçüncü aydan altıncı aya kadarki yaşta 95 g/kg, altıncı aydan dokuzuncu aya kadar 85 g/kg ve kesime kadar 70 g/kg'a gerilemektedir (Phipps ve Wilkinson, 1985). Hayvanların yaşına ve canlı ağırlığına bağlı olarak uygun miktarda protein tüketebilmesi için 1.5 kg/gün düzeyinde proteince zengin yem verilmesini yararlı olmaktadır. Mısır silajının protein içeriği, besi sığırlarında günlük 1000 g canlı ağırlık artışını sağlayabilecek düzeyden daha azdır. Besi sığırlarında değişik yaş ve canlı ağırlıkları için uygun görülen protein seviyeleri Çizelge 5'de gösterilmiştir (Phipps ve Wilkinson, 1985; Allen ve Kilkeny, 1986).
Çizelge 5. Mısır silajına dayalı sığır besisinde rasyonlarda tavsiye edilen protein düzeyleri
| Yaş (ay) | Canlı ağırlık, (kg) | Rasyonda Ham Protein (g/kg KM) | Rasyonda Sindirilebilir Ham Protein (g/kg KM) |
| 3-6 | 100-180 | 160 | 95 |
| 6-9 | 180-270 | 1 40 | 85 |
| 9-15 | 270-460 | 1 20 | 70 |
Mısır silajı ile yapılacak yemleme planında rasyonları oluşturabilecek yemlerin kurumadde, ham protein ve metabolik enerji (ME) içerikleri Çizelge 6'da verilmiştir (DLG, 1997a).
| Çizelge 6. Yemleme planında kullanılan yemlerin besin madde içerikleri, tabii halde
|
Örnek olması bakımından ülkemiz koşullarında kolay bulunan arpa, pamuk tohumu küspesi (PTK) ve sığır besi yemi ile 52-55 haftalık bir besisinde yemleme planı Çizelge 7 ve 8 de toplam yem gereksinimleri ile birlikte verilmiştir (DLG, 1997b; Alçiçek ve Karaayvaz, 2003).
| Çizelge 7. Mısır silajı (% 30 kurumadde) ve dane yem ile sığır besisinde yemleme planı
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| CA: Canlı ağırlık; CAA: Canlı ağırlık artışı |
Sığır besiciliğinde, karlılık bir çok faktör tarafından belirlenmektedir. Toplam giderler içindeki oranı %70-80'lere kadar çıkabilen yem giderleri, en önemli et üretim gideridir. Beside, yem maliyetinin ucuzlatılması karlılığı artırmada en önemli bir araçtır. Kaliteli kaba yemlere sahip işletmelerde günlük canlı ağırlık artışı çok ucuza gerçekleşmektedir. Mısır, suca zengin kaba yemler içinde fermantasyonunun en kolay olması, ekonomikliği ve ikinci ürün için elverişli olması nedeniyle Ege, Akdeniz ve kısmen Marmara bölgesinde silaj için en uygun ve tercih edilen bir bitkidir. Yem değeri bakımından bir dekardan elde edilen 8-9 ton mısır silajı, yaklaşık 2.5 ton arpaya eşdeğerdir. Bu haliyle, mısır silajı, hiçbir ilave yem vermeden günlük 600-700 g ağırlık artışı sağlayabilir. Besi sonu ağırlığı, yoğun yeme dayalı entansif beside hayvanların erken yağlanması nedeniyle silaja dayalı yapılan besiden daha düşük düzeyde kalmaktadır. Bu açıdan bakıldığında mısır silajına dayalı beside hayvanların et verimi yeteneğinden daha iyi yararlanılmaktadır. Sığır besiciliğinin silaja dayalı yapılması, hem yetiştirici hem de ülke ekonomisi açısından yarar sağlayacaktır.
Kaynaklar
Akın, M., 1997. Kaba Yem Kaynağı Olarak Türkiye'de Silaj Mısırın Önemi. Ziraat Mühendisliği. 312 :16-18.
Akman, N., K. Özkütük, S. Kumlu ve S.M. Yener, 2000. Türkiye'de Sığır Yetiştiriciliğinin Geleceği. Türkiye Zir. Mühen. V. Teknik Kongresi. 17-21 Ocak 2000. 741-763.
Alçiçek, A., Özdoğan, M. 1997. Çiftçi Koşullarında Yapılan Mısır ve Arpa Silo Yemlerinde Silaj Kalitesinin Saptanması Üzerine Bir Araştırma. Hayvansal Üretim, 37: 94-102
Alçiçek, A., Tarhan, F., Özkan, K., Adışen, F. 1999. İzmir İli ve Civarında Bazı Süt Sığırcılığı İşletmelerinde Yapılan Silo Yemlerinin Besin Madde İçeriği ve Silaj Kalitesinin Saptanması Üzerine Bir Araştırma. Hayvansal Üretim, 39-40: 54-63
Alçiçek, A.; Karaayvaz, K. 2003. Sığır besisinde mısır silajı kullanımı. Animalia 203: 68-76
Allen D. And B. Kilkeny, 1986. Planned Beef Production. Collins Professional and Technical Boks. William Collins Sons & Co. Ltd. London.
Anonim, 2002b.www.t.m.m.obzmo.org.tr/docs/8.plan.doc
Çete, N. ve C. Sarıcan, 1998. Silajlık Yem Bitkileri Üretim ve Silaj Yapımı. U.S.Grains Council.
Dellal, İ., H. Ege, ve S. Tan, 2001. Türkiye'de Mısır Arz Talep ve Dış Ticareti. Türk-KOOP EKİN, 5, 16: 64-69.
DLGa, 1997. Futterwerttabellen. Wiederkauer. DLG-Verlag, Frankfurt.
DLGb, 1997. Leistungs- und Qualitatsgerechte Bullenmast. DLG-Information 2/1997.
R., 2000. Hayvancılıkta Mutlak Kar Getiren Yem Silaj. Sütaş, Süt Hayvancılığı Eğitim Merk. Yayınları. Bursa.
Karakuş, Ü., 2000. Hayvancılıkta Çayır-Mer'a ile Kaba Yem Gereksinimi ve Yem Sanayi. Türkiye 2000, Hayvancılık Kongresi. 31 Mart-2 Nisan 2000, Ankara.
Kaya, A. ve H. Bilgen, 1995. Sığır Yetiştiriciliğinde Kaliteli Kaba Yem Elde Etme Olanakları. Bornova.
Kılıç,A., 1986. Silo Yemi. Bilgehan Basımevi. Bornova, İzmir.
Kılıç,A., 1996. Sığır Besisi. Ege Üni. Zir. Fak. Yayın No:523. İzmir.
Koca, Y., 1999. Hayvancılık Kongresi ve Yem Sektörü. Yem Magazin. Mart, 7-13.
Kumlu, S., 1999. Damızlık ve Kasaplık Sığır Yetiştirme. Setma Matbaası, Ankara. 166 sayfa.
Phipps, R. and M. Wilkinson, 1985. Maize Silage. Chalmcombe, publications, 13. High Woods Drive, Marlow Bottom. Morlown Bucks. SL 73PU. September. 48 p.
Yılmaz, O., 2001. Organize Besi Bölgeleri Projesi. Ziraat Mühendisliği, Ekim-Aralık 2001. 335: 26-29.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
